
Gün doğmuştu henüz, sulu sulu öpüşüyorduk, yavaş, çok yavaş, sevgi sözcüklerinin durmak bilmediği şekilde daha yavaş,
“Erkeğim, hafta sonu olsun hemen.”
“Can tanem.”
Sekiz buçuk olmuştu saat, yukarda belirgin bir kütürtü oluştu ardından,
“Olamaz. Geldiler.”
“Erkeğim, siktir et ne yaparlarsa yapsınlar ya. Pislikler. Hem daha güzel, kahvaltımızı börekçide yaparız, ben yedireceğim sana, ellerimle.”
“Tamam aşkım.”
Sarılmış kalkmak için geçerli bir görünmeyen bahane arıyorduk. Kaaart diye kürekle tepemizdeki zemini katletti onlardan biri,
“Gördün işte can tanem, dünkü filmde karınca yiyenin hayalarıyla şişman adama çok kırıcı sözde şaka yapıyorlardı hatırladın mı, bu eylemle o eylem arasında hiçbir fark yok, ikisi de aynı insan, yukarıdaki kişi ona buyurulan inşaata başlama saatinde istediği tacizi yapabileceğine inanarak aklınca uyanın ben geldim demek istiyor, hem de dünkü filmdeki avcı toplayıcıların ikiz motivasyonuyla.”
“Eveet…”
“Ve işlediği bu suça kim, nasıl ve ne şekilde ceza kesecek?”
“Yurt dışında yaşayalım sevgilim ya.”
Sabah serinliği taş döşemeli dar sokağa çıktığımızda, kaya örmeli duvarların arasından sızan yeşillikler hafif rüzgarla kendini belli ediyordu, kucağıma almıştım, yürüyorduk, elleri boynumdaydı,
“Çok seksisin, sevgilim.”
“Teşekkür ederim yavrum, seni taşımaktan gelen bir güzellik o.”
Kalelere inerken, camlardan kınayıcı bakışlar derin bir çekingenlikle sessizleşiyordu. Kahvaltımızı gülümseyerek yapmıştık,
“Erkeğim. Akşamki filmi ben önereceğim tamam mı. Hazır ol çünkü çok beğeneceksin.”
“Oley. (Ellerinden öpmüştüm).”
Sadece bir kadın Ortadoğu’yu güzelleştirebilirdi, ama bir Ortadoğu sadece bir kadını güzelleştiremezdi.
–
Ahmet Ünal 09:33 1 Ekim 2026 Sevgiye engel olacak ne varsa hayata engel olacak hale gelir.
• • •