Ânın Her Ânında

**

He taraf, her kafe, her bahçe, her dinlenme alanı, görülmek ihtiyacıyla hayvan doğasına has işaretvâri tepkileriyle ahmak doluydu, dinlenenlerin dinlendikleri yerleri keşfedip rahatça dikkatlerini çekebileceklerini anlamışlardı, inanılmazdı, tehlikeliydi, şimdilerde haberi olmayan sayısız kişinin yaşamını yakacaklardı…

**

Vapurdaydım, Beşiktaş’tan tiksinerek bindiğim vapurla Üsküdar’a geçmekti niyetim, seçtiğim saatin etkisiyle çok kişi yoktu, sessizdi biraz ama aralarından bir aptalın bunu bozacağını hissedebiliyordum, kıyıya yaklaşıyorduk, kele dönüşen seyrek telli saçlarıyla telefon dükkanında bekleyen birini andıran sağlıklı suratlı biri özenle geminin her noktacığına ulaşacak şekilde haykırarak konuşmaya başlamıştı, elbette ironiyle daha iğrenç bir şey yaşanamaz diye düşünmüştüm, ortaya bir köpeğin sıçmasından gelen kokudan farksızdı onun varlığı o an, oğlana duyuracak şekilde diğerlerine döndüm, sizce konuştuklarını duymamızı neden istiyor olabilir bu görgüsüz dangalak, tahmin edebilecek olan var mı? şaşırıp kalmışlardı, telefonla konuşan kişi konuşmaya devam ederken tüylerinin ürperdiği duygusuna kapılmıştım, elimde su şisesi vardı, tam çenesine ayarlamıştım, telefonu da düşecekti bu sayede, yapma dedi Melek, tamam dedim.

**

“Vapurdaki olayı yazacaksın değil mi? Ha ha. Nasıl yazacaksın merakla bekliyorum.”

Köşeye çekilip yazmaya başlamıştım.

**

Ânın her ânında çöp yığınını andıran kalabalıklar, bitmek bilmeyen korna sesleri, toz isi, ter kokusu, üç bakıştan ikisinde denk gelinen savrulan çöpler, her şeyin niteliksizliği, gençlerin en aptalları, yetişkinlerin en bencilleri, kadınların en hırpalanmışları, erkeklerin en ilkelleri, dışlanan gerçek insanların en acı çektikleri belki de, işte burası, böyle bir cehennem…

**

Sabah sekiz buçuk olmalıydı, Anadoluhisarı caddeleri sessiz gibiydi, şimdilik ama, yürüyorduk, tek tük geçen arabalardan biri korna bombası katliâmı yapmıştı,
“Oha! Ahmet, bunu neden yaptı sence ya?”
bak dedim;

“Kaçıyor. Kendi varlığından. Nefret ettiği kendisinden. Güzelim sabah cadde sessizliğine neden tecavüz etmek ister bir insan? sağlıklı olmayan vâroluşu sabahın bu güzelliğine saldırıyor, farkında değil ama. Kendiyle baş başa bırakacak en ufak sessizliği tehdit olarak anlıyor algısı.”
“Tüm güne başlama odağımı bozdu zaten. Tamamen hasta o, haberi yok.”
“Evet. Ve bu adamın normal ailesi var, işi, bankada parası. Düşün ki onun sözlerini ciddiye alan insanlar var. Ama adam, hasta ve kötü. Buradaki toplumu bu prototip oluşturuyor işte.”
“Evdeki karısını perişan eder o.”
“Tam üstüne bastın. Normalde sağlıklı insanların dünyasında tam şimdi, apar topar ambulans ile kliniğe götürülüp, beyaz kıyafetler içinde az önceki davranışı hakkında aylarca konuşulması ve rehabilite edilmesi ve kimseyle temas ettirilmemesi gerekir.”

Gülüyordu. Gülüşü caddenin pisliklerini temizlemişti sanki.

**

–

Ahmet Ünal 7 Ekim Çarşamba 2026 10:19 Ruhunu koruyabilmiş insana denk gelirseniz sımsıkı sevin onu.

    • • •