Çoğu Türk Tiyatrosu Seyircisinin Elindeki Cep Telefonu Işığı ile Salonları Yozlaştırması Sorunsalı

Oyun Esnasında Telefonunu Açan Seyircinin Psikolojik Uzamlarındaki Takıntının Arka Planı Analizi

Modern oyunculuk sisteminin öncüsü olan Konstantin Stanislasvki şöyle söyler: “Tiyatro, vestiyerden başlar.” Ne demek ister büyük yönetmen? Seyirci paltosunu vestiyere emanet edip fuayeye geçtiğinden itibaren başka bir dünyaya -yani aldatmacanın bozulacağı ve hakiki dünyanın gösterileceği yere- geçer ve bu evrensel hakikatin huzurunda gösterilecek alt metin için sanatın ciddiyetine uygun şekilde, sahnelenecek oyunun interaktif bir parçası olmuştur artık. Örneğin, kocasından sürekli psikolojik taciz ve şiddet gören bir kadın, Nora’yı gerçekten anlayarak izleyip dönüşmeye cesur bir biçimde kendine doğru olanı layık gördükten sonra sanatın ona tesis ettiği gücü iyice emerse, bu gördüğü şiddete karşı uygulanacak uygun davranış biçimini öğrenir ve kendini o barbar kişiden kurtarmanın gerekli olduğuna ikna olur. Tiyatro, işte bu kadar etkili ve dönüştürücü güce ve milyonlarca farklı örnekle birlikte daha da fazlasına sahiptir; insanları birleştirir, kader ortağı eder, barışçıl ortamı sunar ve kişiye kimlik kazandırmak için mücadele eder. Gel gelelim Danimarka, Almanya, İngiltere veya İsviçre seyircisi ülkelerinin kalkınmasına borçlu bildikleri sanatın en üst kurumu olan tiyatro oyunu esnasında pür dikkat ve saygıyla gösteriyi izlerken, neden ülkemizin seyircilerinin büyük bir oranı bu farkındalıktan uzak şekilde oyun devam ederken elinden telefonu düşürmüyor ve üstüne üstlük flash ışığı yakarak fotoğraflar çekiyor? Tabii asıl nedenlerden biri, taşralı-kent sentezinden bir anlayışla gelişmekte olan ülkemiz sisteminin tüketen insanı el üstünde tutan popülizm oyuğunun içinde ona sanal bir hayat ve sanal bir saygınlık vermesinden geçmektedir. Tüm kurumlar onun tüketiminden para kazanır ve bir altın yumurtlayan tavuk muamelesiyle ortaokul-lise kolejlerinden tutun da tatil, kültür meskenlerindeki turizmlere varıncaya kadar kültürlü kişiliklere has eylemlerde tüketen insanların kendini normalinden üstün hissettirilmesine yönelik politikalar oluşturulmaktadır. Kültür alanlarındaki tüm evrensel kuralların yerini, onların gönlünü hoş edecek popülist ilkeler almıştır; komşularına imtiyazlı görünsün diye yönelimi olmayan çocuklarına piyano dersi verdirtirler, debdebeli parlak yapıların ve akıllı tahtalardan en olanaklı okul gezilerine kadar olan dışı hoş içi boş okullardaki vasat öğretmenlere emanet edilen çocukları kağıt üzerinde komşulara hava atılacak eğitimler alıyordur, kim demiştir tiyatroya gitmeyen bir aile diye en son Hamlet izlemişlerdir ve bunun kanıtı da Hayalet ile Hamlet sahnesinde flashli çektiği fotoğraflardır, emlakçı en enayi kiracıyı bulmuştur ona çünkü en pahalı evi kendi vererek rüştü ispatlanmıştır, yazın Bodrum’da en lüks tatili yapmış ve hatta gezi grubuyla sorulduğunda anlatamadığı antik kültür yerleri gezmiştir ve olsundur önemli olan gitmiş olması ve imtiyazını ispat etmiş olmasıdır, komşusuna hava atıp ruhsal boşalmayla ona sunulan sanal dünyada başkaları gözündeki saygısı yerindedir artık, e o halde ne vestiyeridir? Oyuna gidip sosyal medyada kültür etkinliğini çevresine kanıtlamasından önemli midir bu durum? Popülizmin mağduru olduğunu da kim söylemiştir, şimdi izleyeceği oyunda kendini rol kişinin üstünde hissettirilip rahatlatılacağı oyunu izleyip mükemmel olduğu tekrar kanıtlanmamış mıdır ki? Tüm sistem onun keyfine göre kurgulanmışken, evrensel kuralları kim takarmış? Şimdi bu izlekte, tiyatronun kapısına kadar telefonuna kafasını gömerek gelen ve güvenlikten geçtikten, salona girdikten ve oyun başladıktan sonra kafası ve elindeki telefonun pozisyonu hiç değişmeyen popülist zihniyetin amacına ulaştığı bu görüntüde, suçlu kimdir? Seyirci mi, yönetmenler mi, sistem mi, toplum mu, sanatçılar mı, seçilen oyunlar mı, kent seyircisini tatmin etmek isteyen tiyatro anlayışı mı… Bu uzar gider. Oyun esnasında telefonlarını kapatan ve saygıyla gösteriyi anlamaya çalışan tüm tiyatro seyircilerine teşekkür ederim.

Ahmet Ünal, 02:41, Bana neden uyku yok? Uyumak istiyorum. 20 Kasım 2024.

• • •

    • • •