Hastalıklı Şehir

**

Varlıkları taciz edici, gürültülü, tüketici, huylandırıcı ve hasta edici.

**

“Saçlarını senin gibi yapmış, hani şu popüler bir şey kanunlarından biriyle tesadüf mü yoksa gerçekten o gün seni görüp saçlarını mı beğendi? (Gülümsemiştim).”

“Ya hayır hayır, ne tesadüfü, benden görmüştür tabii ki, ha ha.”

Sabah kafeye gidip çayın ödemesini yapmak istediğimde, kasiyer kızın saçları dikkatimi çekmişti, kulak altına kadar kestirmiş parlatıcı bir şeyle Fransız stiline getirmişti, güzeldi,

“Saçlarınızı çok beğendim.”

Şaşırmıştı, heyecanlandığı izlenimine kapılmıştım.

“Çok teşekkür ederim.”

Utanıyordu, iltifatlarımın arkasının geleceğini sanıyordu. Sessizce masama geçmiştim, biraz sonra odaya gelip masaları silmeye başlamıştı, beklenmedik bir durum gibi gelmişti bana bu, motivasyonu yükselmiş duygusu oluşmuştu bende, sanki bir kedi kendini sevdirirken kafasını topa vurur gibi yapmasına benziyordu saçlarını öne çıkarmaya çalışması,

“Işıkları açayım mı?”

“Olabilir.”

Nasıl olsa gün boyu yeterdi aldığı iltifat.

**

Kuleli Sahili ince kaldırım kenarında yürüyordum, kendi alanımdaydım, bir halk otobüsü uçak hızıyla yanımdan geçerken aynası kafama vurmasına yarım santimle sıyırmıştı, yuh demiştim içimden, kural yok, yasa yok, adam kendi kaldırımım üstünde beni öldürseydi kaza oldu deyip sıyrılacaktı, bilerek yaptı, cinayete teşebbüs bu, tesadüf yaşıyoruz burada, lanet olası mikroplar, topluca olan niyetinizin karşılığı neyse o bulasın sizi.”

**

Yalılardan biri yavru kediyi kapının önüne koymuş araba ezsin diye düşünmüşlerdi belli ki, defalarca benzerine tanık kalmıştım bu durumun, acıkmış ve korkmuştu, ağlıyordu, en son seçenek alıp bahçeme götürmekti, adım atacak halim bile yoktu oysa, tükenmek beni mahvetmişti, zonkluyordu her yerim, hipokampüs mü deniyor oraya sanki bıçağın ucuyla kakılıyormuşçasına acı hissediyordum o bölgede, kendini beğenerek bir kadın yürüyordu, durdurdum, ona yazdığımı düşünüp kararsız kalıp durmuştu,

“Ölüme terk etmişler. Bahçeniz falan var mı diğer kedilerle entegre etsek?”

“Valla şey, çok var ya onlard…” sözünü kesip kediye bakarak eyvallah demiştim.

Bozulmuştu, aşağılık kompleksiyle titremesini bastırdığı duygusuna kapılmıştım. Birbirimize bakıyorduk kediyle. İki kız geliyordu karşıdan o an,

“Sakın kimsenin evine gitmeyin, sevişirken kayda alıp yıllarca şantaj yaparlar size, bir erkekte kısıtlama duygusu hissediyorsanız, iş insanı bile olsa uzaklaşıp görüşmeyin.”

Farkında değildiler ama işledikleri sevaba karşılık vermiştim tavsiyeleri, tarzım değildi normalde bu, kim bilir belki de önlerindeki otuz yılın ışığı açılmıştı, bilemiyorum, sadece bir tavsiyeydi işte…

**

Bir tır, otomobil yolunda, yarış pistinden geçer gibi geçerken rüzgarı saçlarımı taramıştı, benimle birlikte iki kadın daha vardı kaldırımda, onlara bakmıştım, normal karşılamışlardı.

**

İki taksi birden birbirlerine korna yağdırmaya başlamışlardı, inip kavga edecekler herhalde demiştim içimden, onlara baktım ardından, çarpışan arabaya binmiş bir çocuğun mutluluğuyla gülümseyerek asılıyorlardı kornaya, gerçek olmaması gereken kadar inanılmazdı.

–

Ahmet Ünal 8 Ekim Perşembe 2026 09:48 Aynaya bakıp güzelleşmeli insan.