
**
“Yalnız kalıp hava almam lazım, birazdan dönerim, sen evde kal keyfine bak.”
“Tamam canım.”
Serin güneşli Pazar Anadoluhisarı sabahında Küçüksu Çayırı’na gidip rüzgar duyumsamak istemiştim. Big Chef yanından geçerken genç bir primat ıslık çalarak park edilmek istenen arabaya yön vermeye çalışıyordu. İğrençti hepsi, biraz güneş göründü diye güdüleriyle kendilerini dışarı attıkları duygusuna kapılmıştım. Yürünmüyordu, ayak altındaydılar, kokuyorlardı, paçavraydı hepsi, gözlerimi nereye kaçırsam onlardan birine denk gelmemesi imkansızdı, midemi bulandırıyorlardı, kafeye geçtim ardından, kapıdan girer girmez kasiyer kızla göze göze gelip birden gülümsedik, dünkü yokluğunun telafisi kadar uzun sürmüstü bu, heyecanlanmıştım, iyiydi heyecanlanmak, mesaj gelmişti o esnada;
“Alfar, canımın içi, gelirken ekmek alır mısın, bir de yeşil kıvırcık al, kahvaltı hazır sayılır, muck.”
Alıp eve yönelmiştim, iyiydi eve yönelmek, vardığımda muhteşem bir kahvaltı masası duruyordu karşımda,
“Alfar Konal, şu kasiyer kıza bakmaya gittim Cuma günü.”
“Ne gördün?”
“Ben daha güzelim.”
“Bence de.”
Öpmüştük birbirimizi, güzel bir kahvaltı yapmıştık.
**
Yirmi üç yaşındaydım, çok kolay tanışıyordum kadınlarla, bakkaldan ekmek almaktan farksızdı sahada kadınlarla tanışabilmem, zararsız ve çekiciydim sanırım, onlardan biriydi, figüran arkadaşlarımdan biri beni aramıştı,
“Alfar Konal, Bağdat Caddesi’nde bir arkadaşım var, seni gösterdim ve akşamki partiye katılmanı rica etti, gelsene.”
Gitmiştim. Perdeleri kapatıp fümeden kırmızı ışık açmışlardı, üç kadın vardı bizden başka, bizse üç erkektik, diğerini tanımıyordum, sonradan öğrendiğime göre eşcilseldi. Benimle eşleşen kadının saçları kahveydi, güzeldi kuaför boyası,
“Ya sen çok tatlısın.”
Öyle dedi diye hemen odaya götürmek istemiştim.
“İsmin nedir?”
“Boş ver ismimi, ama ismim Feride,”
“Gerçek ismin değil? Neden? Yaptığımız şeyden utanıyor musun?”
“Ya bu çocuk çok konuşuyor, istemiyorum.”
Böyle demişti diğerlerine. Masum bir ortam sanıyordum o an, alt tarafı altı arkadaş bir şeyler içip sohbet edecektik. Diğer kadın geldi yanıma sonra,
“Alfar, hap aldın mı hiç?”
“Yok, istemem. İçki var mı, o olur.”
“Bak Alfar, arkadaşım Feride’yi çok üzdün, anladın mı? Onun yerine gay arkadaşımla yapacaksın, sonra onunla yapacaksın.”
Git gide iğrençleşiyordu hepsi. Gay dedikleri çocuk gelmişti yanıma, elimden tutmaya çalışmıştı, sertçe itip küfrettim, korkarak geri çekildi ardından, kabaydım tabii ama normaldi o yaşlarımda. Figüran arkadaşıma dönmüştüm,
“Ben gidiyorum.”
Duymuyordu, kafası uyuşmuştu, hızlıca dışarı çıkıp eve yol almıştım, bana göre değildi frekansları, içe sinmeyen her şey hasta ederdi insanı çünkü. Askerde bile defalarca ikram etmelerine rağmen bir kez bile uyuşturucu içmemiştim, tarzım değildi. Bir daha görüşmemiştim hiçbiriyle.
Tam bir sene sonra, adına Feride diyen kadının benzeriyle, karşılıklı yaklaştığımız bir gece yürüyüşünde sağlıklı koşullarda tanışmıştım, aklıma Feride gelmişti onunla tanıştığımda, hayatının arka planında onun da adı Feride veya başka bir şeydi nasıl olsa, demiştim içimden. Ki yıllar sonra onlarca sosyal medyadan farklı isimlerle kendine hesaplar açacaktı. İnsanlar kimliği gizlenince, kendisinden başkasıymış gibi yapılınca tüm ruhu hasta eden şeylerin zararsız olduğuna inanıyordu, oysa Feride gündelik hayatında normaldi, arkadaşları vardı, iş çevresi ve konuştuğu erkek arkadaşı vardı, ikinci benliği karanlıktı ama, kendisi değilmiş gibiyken aldığı ruhsal kirliliğin onda hastalık oluşturmayacağına inanıyordu, fakat hayatın meta akışında benlik zedeleyici her şey nasıl gelirse gelsin ve teslim olucu şekilde nasıl karşılanırsa karşılansın zihinde sıkışmış bir travma enerjisi bırakırdı, bu enerji, kişi ortalama bir zekâya sahipse ayrıca, haberi bile olmadan zihnin bilinmeyen bir kısmını kapatır üst frekanslara karşı savunma geliştirirdi, böylece kişi alt frekansa köle olarak, kendisini konumlandırdığı hayat üst entelektüel dünyayken asıl kendisi siyah ortamlarda rasgele başka isimlerle sevişen kişiydi. Ruhu ve benliği karanlık parçalara bölündüğü içinse, hiçbir zaman bütün kendisi olarak bütün bir yerde bütün bir saygıyla karşılanamayacaktı. Bir filmde duymuştum, şöyle diyordu; neysen o olmalısın. Feride o günkü siyah ortamı seçmişti ve oydu.
**
Çirkinliğe teslim olmak bir seçimdir ama çirkinliğin ciğerini sökmek bir karardır.
&
Ahmet Ünal 12:15 Ekim 4 2026 Cennetin çayırlarında buluşacaklara.
• • •