Kadınlar isterse Kaçamamak mı, ha ha

Kadınlar Neden Sıra Dışı gibi Gelir ve Değildir sonra

Elbette ki şaka yapıyorum kızlar. Muck.

Sıra dışı kadınlar vardır elbette, ama ya genç yaşlarda tanışır heba ederiz onları ya da daha hiç denk gelmezler bize (en azından benim gibi daha gençken hayatı hep macerayla gelip geçen biri için), ve de, geriye yalnızca kadın görmekte ısrar edip durduğumuz milyonlarca sıradan uzun saçlı ve ihanetkâr anti azizeler kalır. Ve tabii erkekler için de birebir geçerlidir bu. Ama kadınlar sihirli gelmiştir bana hep, bir iki gün sonra bunaltıcı olacak biriyle bile ilk günümde mutlaka hep iyi hissetmişimdir onunla. Sıradan bir kadının geçmişinde mutlaka anlattığının iki yüz katı fazla, saçma erkeklerle ten paylaşımı yaşamış olacaktır, ki bunların çoğunluğunda travma yaşamışlardır maalesef. Her ne kadar hiçbir kadının geçmişini merak etmemiş olsam da, onlar mutlaka geçmiş travmalarının normalleştiğini hissetmek için benim dinlememi istemişlerdir. Kimi zaman kadınlarla bir psikiyatrdan farksızım dönem dönem. Eğer akıllı bir kadın anlaşıldığını hissediyorsa erkeğini mutlu etmek ister, erkeğiyse sürekli anlamaktan yorulduğu için dengeyi bulmaya çalışır, denge bulunurken kadın daha fazla anlaşılmak ister ve en son; ağır bir duygusal dengesizlikle kadın ne yapsa yaranamamış olarak o günlerin hasretini çekeceği kötü bir ilişkiye başlar başkasıyla. Genelde tabii. Çocuk yaşta tanışıp ölene kadar beraber olan çiftler hep dikkatimi çekmiştir. İki türlü açıklaması var bunun; ya çok aptallar ya da çok zekiler. Ya da tesadüf, hadi üç açıklaması olsun. Bence hayatın en zarif kısmı; gençken özellikle; yan yanayken her konuda rahat ve huzurlu iki kişinin kaostan uzak sorunsuz seyahat etmeleri, alkol almaları ve yatağa girmeleridir. Bundan daha güzel cennet olabilir mi, belki. Düşünsenize hayatınızda hiçbir fazlalık yok; her şey sade, kıt insanlar elenmiş, ilişkiler gerçek ve sevdiğiniz de yanınızda, her geçen saniye kaliteli ve huzurlu böylece; ve gençsiniz; işte bu tam olarak güzel. Kadınlar her istediğini elde eder hikayesine gelince; boş söz. Edemez. Edebilir mi? Azgın ve erkek mi hayvan mı belirsiz insanları elbette ki edebilir, ama sayılır mı bu, bence sayılmaz. Ki sonunda travmaları bu aşamalarda yaşarlar zaten. Ya karnına çocuk bırakır kaçarlar, ya köle muamelesi yaparlar ya da tüm güzel özü yok ederler o kadınlarda. Bir hayvan hayvandır, bugün bir matador boğasını sıradan bir ahırın içine koyalım o boğa üç gün sonra ineğe dönüşektir. Sonrasında ya kasaba vereceklerdir onu ya da kısırlaştırıp kızağa koşacaklardır. Ve unutulmaması gereken bir diğer şey de şu; güle benzeyen bir kadın, travmatik bir erkekle konumuzdaki şeyleri Tanrıçalık aşırılığıyla yaşarsa; ne yaparsa yapsın ne ruhundan ne de düştüğü ruhsal dereceyi gizleyemez artık, ve hayat ona göre muamele edecek insanları çıkarır karşısına; örneğin öncesinde büyük bir ruhu etkileyebilecekken, sonrasında o erkeğin dikkatini bile çekemez hale gelir, ve nedeni çoktan etkileyemediği kişi tarafından görülmüş olur zaten. Yani sokak diliyle açıklamak istersem; hayatın dengesinde kendine değer veren biri, bir hayvanın en mahremini ihlal ettiği birine karşı saygı duyamaz genelde, çünkü bir güle katran dökerseniz o gül değildir artık; ve de, ruhu arınmamışsa, anlam bulunmamışsa ve deneyime çevrilmemişse tabii. Ama o gül kökünden koparılıp yenisi ve daha güzeli çıkartılabilir de. Çok güzel kadınlar gördüm; zarif, karizma, hoş ve sempatik; bir şekilde ailelerinin etkisiyle ya da konumu yüksek biriyle evliliğin çevresine karşı onu parlatacağı inancıyla evlenmişlerdi; sadece bir buçuk ay sonra ağır bir hastalık geçirip gençliği solmuş birinden farksızdılar. Boşansalar bile erkeklerin dikkatini çekecek cazibeleri hiç olup gitmişti. Şu boğa metaforu gibi işte. Aslında yazar kadınları hep merak ettim; nasıl düşünüyorlar, nasıl yaşıyorlar ve ne tür bir yaşamları var diye, ama yazar kadın göremedim sonra, ironi de burada zaten. İnsanlar bir şeye kalkışınca hemen kimlikleştiğine inanırlar. Falan filan terlik pijama fistan. Ama şunu da itiraf etmeliyim; kadınların bugünkü medeniyette modern ve düşünen olmaları çok zor; özellikle Ortadoğu’da yanan bir ateşin üstünde kitap okumaya çalışmak gibi, erkekler için bir tık daha kolay olabilir bu, ama erkeklerin daha ağır başka zorlukları var, kadınların çok genç yaşta ruhları alınıyor, zarif ve güzel olan her şey saldırıya uğrar genelde, kadınların yaşadığı ve erken ruhsal ölme nedenleri biraz bu yüzden sanki. Erken evlenen bir kadından medeniyet bekleyemezseniz, bitmiştir ve sınırlandırılmıştır zaten hayatı, onun yerine kararı ailesi ve kocası verecektir bundan sonra; bakın; hangi aile olursa olsun bu böyledir genelde, en zengin ailelerde de başka bir formda devam eder bu (elbette ki aile olmak güzel bir şeydir, ama aile olmak önce bilinç ve ön çalışma ister). Dişler kaybedildiğinde kemikli ete gerek yoktur artık, çorba yeterlidir. Dünya tarihinde kadınların yazar ve sanatçı olma sayısınım azlığı, bu sebepler yüzündendir temelde. Kadınlara verebileceğim en güzel tavsiye şu olabilir; radikal bir şey yapmak istediğinizde, çevrenizde sizden önce benzerini yapıp ne halde olan diğer kadınlara bir göz atın. Çünkü sonraki aşamanız odur yüksek ihtimalle. Ama dikkat; önyargılarınız gerçeğin dışındaki şeye hizmet edip sizi ısrarınızın doğruluğuna ikna etmesin; örneğin evlenmek istiyorsunuz ve genç komşunuz evlendi; tatillere gidiyor, gülücükler, storyler, kuaförler; bunlar aldatabilir, sohbet ettiğinizde onunla yeni bir şey öğreniyor ve büyüyor musunuz? Yoksa panik, hemen evlenme dürtüsü ve benlik savunması mı hissediyorsunuz? İkincisiyse, önyargılarınızı fark edin. Muhtemelen arkadaşınızın ruhsal ölümü başladı. Konu nereden nereye geldi; şunu da unutmamak gerekir; herkes layığını bulur, eğer ruhunuzun çürüdüğü bir ortamdaysanız ve bunun farkında bile değilseniz, muhtemelen doğanız orasıdır. Yani karşınıza bir filozof, sanatçı ya da jön figür çıksa bile, karşıdan uzaklaşma olur büyük ihtimalle.

Olmayan bir şeyi yaratana sanatçı, olan bir şeyi ezberleyene bilim insanı, bilimi insan ruhuna temas ettireneyse filozof denir. Sanat, bilim ve felsefeyle kalmanız dileklerimle,

Ahmet Ünal/16.12/5 Nisan 2026/Deri ceketli deli.

    • • •