Kötülüğün Başka bir Çocuğu: Nöro-pazarlama

Nöro-Pazarlamayı Yaratan Eksik İnsanlar

Tarih, Timur’u ‘Hadsiz Bugün’e Arıyor

Bazen düşünüyorum, hangi tür bir insana benzeyen bir şey, kötülükle yaratılmış nöro-pazarlama diye bir şeyin ulusta yayılması için öncü olur, -yetmez- akademisini kurar, içineyse bir sürü bunun ne kadar aşağılık bir şey olduğundan habersiz alanda yetişecek şeytan adayı yetiştirir? Nedir bu nöro-pazarlama kısaca bir bakalım; insanların beyin kimyasına zarar vererek ihtiyacı olmayan bir şeyi almasını sağlamak. Yâni, onu bir tür dolandırmak için duygusal sömürü ötesinde akıl sağlığına zarar vermek. Muhteşem bir müzik videosunun aralarına birden ortaya çıkan gürültülü reklamlar yerleştirmek, kurum mesajlarında çarptırıcı satır aralarıyla müşteriyi paniğe sokmak ve faturasını ödettirmek, gönül rahatlığı kılıfı altında adına reklam diyerek telefonlara taciz edici bildirimler yollamak, ışık-efekt-ses-aksiyon geçişleriyle sağlanan tamamen sağlık tahrip edici bir şekilde insanların özel kullanım alanlarına her türlü tecavüz etmek, siyasette, gazetelerde, ülke mekanizmasında toplulukları her şeyin yolunda olduğuna inandırmak için sahte iş ilanlarından akla sığmayacak kadar mantıksız şeylere kadar çarptıcı bilgiler yaymak, eh, daha sayarken yorulacağım bir sürü şey. Düşünün bir grup aptal buna meslek deyip gerçekte kötülük olan bu çalışmalarını arsızca yayarken, devlet kontrolünde bir kurum size SMS atıyor; güvensiz, gerçekdışı, akıl dışı ve şeffaf olmayan bir üslupla hak etmediği kazanç üstünlüğü sağlamaya çalışıyor. Eh, halinden şikayet eden, rahatsız olan veya sağlığıyla oynanmasından kuşku duymayan insan grupları olmadığı için, üzgünüm ki bu şeyler artarak devam edecek. Herhangi bir insan, nöro-pazarlama çalışmalarının içine neden girer? Örneğin akademisine neden akademisyen veya öğrenci olur? Neden çeşitli kurumlarında çalışır? Niçin rahatsız olmaz? Nasıl vicdanı rahat olur üstü örtülmüş kötülüğü yayarken? Cevap basit: Aptal ve ahlaksız olduğundan haberi yokur. Bir başka cevap: Ruhu kötüdür, kendinin farkında değildir. Gelgelelim oralarda yer almalarının başka bir sebebine; insanlar doğası gereği (Hâlâ hayvansa ve eğitimle ve acıyla evrimleşmemişse) iki ilkeyle yaşar temelde; hayatta kalmak ve diğerine üstünlük stratejisi. Kitleleri teknolojik rahatsızlıklarla kandıran çalışmalarda yer alan insanlar bu mekanik hale gelmeye başladıkça ve sosyal hayatlarında insan doğası yüzünden canı hafifçe bile yandıkça, az önceki iki hayvansal özellikleri aktif olmaya başlar; işinde öğrendiklerini sevgilisine, arkadaşlarına, ailesine ve hatta çocuklarına bile uygulamak isterler, kurumsal kötülükler onun içinde yer alanların özel hayatlarıyla başka bir formda devam eder böylece. Bugün aklınıza bir kötülük getirin, yüz kızartıcı olsun ve vicdan sızlatsın; ne olabilir; örneğin sokakta yürüyen bir insanı bağlayıp ona sopayla hep birlikte vurmak olsun, düşünün ki daha sonra bunun akademisi açılıyor, kurumlarda istihdam sağlanıyor ve yetmiyor, herkes normal kabul ediyor bunu, işte nöro-pazarlama denen şey birebir aynısıdır kanımca. Size şimdi bir sır vereyim; 21. YY’lın ikinci çeyreğinde (ki girdik), dünya tarihinin en sert sosyolojik yapısı yaşanacak. Aptallık en üst sınıra ulaşacak; ilişkiler ve aile hayatında en üst sınırda sertlik görülecek. Tahribatın en büyüğünüyse farkındalığı yüksek kadınlar yaşayacak; ahmak erkeklere dikkat edin kadınlar, evlenme hevesinden vazgeçin, geniş ailenizi duygusal bağınızı keserek analiz edin ve evlenirseniz çocuk yapmamanız hayrınızadır. Önce kendiniz, tekrar ediyorum önce kendiniz iyi bir insan olunuz, eminim ki bu yazıyı okuyan herkes (Yazarken ben de dâhil) kendini masum tarafta görüp çevresini suçlayarak yaklaşıyor olaya, ama hayır, iyice kontrol edin kendinizi. Ve bence, herkes; işi gücü bırakıp evde dünya edebiyatına sığınmalı…

Ahmet Ünal/13 Mart 2026/Doğum günüme iki gün kala./ 34’e gireceğim evet./12:46/Anadoluhisarı

    • • •