
İstanbul diye bir şehir Varmış Bir Zamanlar
Halk otobüsü; içinde onlarca kokan insan; bok kokuyorlar; ter, ev rutubeti, kurumuş sperm, yapışmış burun pisliği; temelde bunlar kokuyor; eğitimsizlik metafizik olarak burundan ciğerlere kadar hissediliyor; kalabalıklar; birbirinden güç alıyorlar; sınırsız hata yapma hakları var, çünkü içlerinden biri pislik yapınca diğer pislik onu dostça örtüp sorumluluk aldırtmıyor ona; kadınlar da aynı; bilhassa vasat kadınların en kötü huyu bu, hamile kalır çocuk aldırır ama diğer kız arkadaşı boş ver herkes hata yapar der ve kimse pişman olmaz, hata deneyime çevrilmez; neyse nerede kalmıştık evet otobüsün içindeyiz; ayakkabının içinden bile ayakları kokar çoğunun; oturdukları yerden kalkınca oturmakta tereddüt eder insan acaba osurdu mu oraya diye; hop içlerinden birinin telefonu çaldı şimdi; Alo! Ananın amı, diyesi gelir insanın o anda; bağırarak konuşur ki görün beni diye haykırmış olsun; taşra erkeklerinin yaratığa çevirdiği yaşlı boyalı saçlı kadın toplulukları biner birden; Ay bizim oğlan da Londra’ya giddii, ay benim kız da araba aldı, ay benim kocam da köye ev yaptı, ay benim çocuk da Boğaziçi’nde hoca oldu; sürüp gider böyle; kılık kıyafet inanılmaz müsrif ve kirlidir çoğunun; kokan bir mont, kokan bir gömlek ve örtü bezi gibi bir tamamlanma; dört durak yolculuk yapamadım daha şimdiye kadar, genelde üç durakta bir iner arkadaki otobüse binerim; gençlere biner gümbür gümbür sonra; liseli, üniversitesiteli beyinsizler; ha ha ha, hi hi hi, uyuşmuş bakışlarla dünyadan bir haber, doğada gibi tıpkı; gözler eli yüzü ve aklı düzgün insan arar ama nafile, yoktur çünkü; koku yoğunlaşır ikinci duraktayken; eğer inmezseniz kusmanız için bir poşete ihtiyacınız olur; sonra genç bir kadın, diğerlerine göre biraz daha temiz görünüyor, birden; Alo! Hı hı! Şay, Betül de ondan aldı, ha, şay, ban şimdi geliyorum, ha, şay, iyi, hee, oo, indirim mi geldi ona!; böyle sürer gider dakikalarca; sonra onun erkek versiyonu; kanka! Bir koydu topa! Arsenal alır oğlum! Kanka o kız bakmaz sana! Haa; gittikçe sıklaştırılır arkalar; sırt sırta değer insanlar; kirletir herkes birbirini; yanıp sönen sensörler gibi telefondan konuşan hödüklerin sesleri sıkışıklıkta boğar, ve iki dakika sonra öldürür; diğer çirkinliklerin yoğunluğu baskınlaşınca kokuyu unutursunuz birden ama iyice öğrendiğiniz tek şey kalır geriye; Köytanbul.
Ahmet Ünal/15:23/Anadoluhisarı/2026, Mart, 21/İçinde temiz insanların yaşadığı bir ada istiyorum
• • •