Nefret Etmek/The Hate

Kişiliğini Korumak İsteyen Sevgi Dolu İnsanların, Vasat İnsanlar Yüzünden Nefretle Dolup Taşması Üzerine

Makamlar, unvanlar, mahalleler, kurumlar, birimler, kafeler, kolejler, parklar… Kısacası her yerin, her alanın ve her birimin/kurumun içinde şu kaba çizgili grotesk görüntülere maruz kalmamak artık neredeyse imkânsız; kişiliğinin ideal olduğunu zanneden, kendinden başka herkesin bozuk olduğuna inanan, kendini tanımlayan eleştirel aforizmaları üstüne almayıp aklına başka kendi gibi birini getiren, göz göre göre hak yiyerek-yanlışa yan olarak-ahlâksızca tutarsız ve dolambaçlı olarak-evrensel bir doğru yapması gerektiği ana denk gelince ‘şimdi başıma iş almayayım yoksa beni aptal sanırlar’ diye düşünerek: Alık alık kamu müdür koltuklarında, kolej yönetimlerinde, sanat kurumlarının başlarında, medyanın karar verici alanlarında, siyasette, sporda kısacası ülkeyi çürütecek tüm detaylarda parazit yapan milyonlarca “vasat aptal”larla dolup taşmaktadır, “Atatürk’ün Türkiye’si.” Özellikle kamu kurumlarında nerede bir müdür, yönetici, karar verici durumunda birini görürseniz, bilin ki o kişi yüzde yüz torpil bularak liyakatli birinin yerine çökmüş olacaktır; aptaldır, kitap okumaz, çok boyutlu düşünemez, koltuğunu riske atmayacak en basit bir hakkı teslim etmesi gereken bir noktada bile ‘sistemi ben mi değiştireceğim’ diye düşünür ve sürü kitle ağı neyi uygun görürse koltuğunu fısfıslarla temizleyerek onu uygular, duyarsızdır, bencildir, irrasyonel düşünür, zekâ seviyesi düşük olduğu için empati yeteneği yoktur, siz Avrupa’da beş yüz kişi arasından ikiye kaldığınız bir sinema oyunculuk sınavındaki yönetmenin özel teşekkür E Postası’nı ona gösterseniz ve hakkınızı teslim etmesi için etki bekleseniz de; o, hiçbir şey algılayamadan bir sığırın önündeki samana boş boş bakması gibi bakar, kurulur, gördüğünü algılamış-anlam vermiş de dış güçlere karşı eli zayıfmış o yüzden hakkını teslim edemezmiş yoksa çok güzel hak teslim edermiş çünkü kalbi genişmiş gibi korkunç bir cehâletle liyakatizliği o anda bezdirir, sinirlendirir, öfkeyle içinizi doldurur ve siz, sevgi dolu kalbinizin bir anda cinayet işleyecek noktaya geldiğini görürsünüz, mutlaka buyrukla ve koltuğu tehlikeye girerse eyleme geçer, onun dışında etliye sütlüye karışmadan müdürcülük oynamaya bayılır, birinin onun kulağını çekmesi gerekir ki -liyakatli biri olsaydı yapacağı işi- onun da yapması sağlanabilsin, takım elbise giyip insanların kendine saygıyla yaklaşması -yaşamı boyunca duyduğu ezikliğin sayesinde ve sonunda bunu Tanrı’nın bir hediyesi olarak yanlış yorumlar- onu güç sarhoşu yapar, gördüğü-duyduğu hiçbir şeyi doğru anlamlandıramaz ve bu yüzden kendi aklıyla değil çoğunluk aklına göre otonomca hareket eder, suratsızdır, gülümserse zayıf sanılacağına inanır, kendi çocukları hiç haksızlığa uğramasın isterken kendi her gün çocuğu yaşındaki vizyonlu insanlara acılı haksızlık yapar, eğitimli-eğitimsiz insanları ayırt edemez, adalet kavramını da yanlış öğrendiği için kendi uydurduğu irrasyonel bir adalet neyse o noktadan yaklaşır olaylara, koltuğu onun için çok önemli olduğundan hayat parıltısı ile genizden konuşur, burnundan kafa sesi çıkar ve itici bir memnuniyet yoğunluğu sezilir, hiçbir zaman liyakatli hakkı yenen birinin yerine çöktüğü gerçekliğini düşünmez, ona göre kendi liyakatlidir ve kanıtı da koltuğudur, görev süresi boyunca algılarının sınırlı olması yüzünden bir sürü iyi insana zarar verdiğini hesap edemez, haram şekilde kazandığı paranın yanlış olduğu farkındalığına sahip değildir, kısacası toplum ortalamasındaki zekâsıyla kendinden üst seviyedeki insanlara karar verici olmuştur, kendi gibi ülkenin tüm özel ve kamu kurumlarındaki başka torpilli kişilerle birlikte sistemi çürütmeye devam eder ve sizin içiniz nefretle dolup taşar, hatta Albert Camus’nun Yabancı adlı romanındaki başkarakterin, vasat insanlara karşı bilinçdışı öfke ile yıllarca içini doldurup taşırarak mantıksız bir zamanda ve sebepsiz yere sıradan birine mermiler yağdırması gibi; bedeniniz sürekli titrer, arıza verir ve sabırlı olmak zorunda kalırsınız, ama değiştirebileceğiniz tek şey yine kendinizdir…

Sistem değil, özel vizyonlu bireyleri yok eden vasat bireyler ve onlardan oluşan topluluklar kahrolsun!

Ahmet Ünal/09.12.2024/17:41

    • • •