Olgunlaşmakla Karşıt Kesişlikler

Kaşarlaşmak başka Olgunlaşmak başkadır

Gerçekler

Yaşam kuralı nettir; çekilen her yoğun acının gerçekçi deneyimsel karşılığı olgunlaşmadır. Buna karşın her insanın acısı, yoğunluğu ve süresi şahsına münhasırdır, ama ortalama insan çektiği acıların en yoğununu kendisi yaşadı sanır ve bu noktada ne öz hayatını ne de başka hayatları nesnel göremez, onun edindiği deneyimler yıl aldıkça kaşarlaşmaya doğru gelişir ve yanlış davranışlarla sonuçlanır. Oysa olgunlaşma tüm yaşam süresindeki en çok acıları ama güzel olayları da kapsayan sonsuz bir gelişmenin gözlemsel koşutluğudur. Yüksek farkındalıktır, kendini yozluğa birakmadan sorgulamaya devam etmektir, cehennem azabını bilmiş birinin her konuda haddini bilmişliği tutumudur, hakikatin en kıyıda köşede saklandığı gerçekliğini çözmüş ve ne olursa olsun o bir şeye yorum yapmadan önce Tanrı’ya karşı boynunu bükendir. Karamazov Kardeşler’deki Zosima baba olgun bir kişidir, aynı romandaki Petrov Federoviç ise kaşardır. Kaşarlık kötülüktür, çektiği acıların (Ona göre büyüktür ama nesnel şekilde sıradan olabilir) karşılığında hayatta istediği gibi davranabileceğini sanmasıdır, yaşı almaya devam ettikçe başkalarının -kendinden orantısız büyük acılara nâil olmuşsa bile karşıdaki- acı ve hayallerine alaycı bakmaktır, duyarsız kalmayı marifet sanmak ve üzerindeki sorumluluğu hayata yükleyerek -biz de yaşadık geçer diye düşünerek- kendini konforunda mutlu hissetmektir. Oysaki olgun kişiler bu tür benzer durumlarda gelinen noktanın kendi sorumluluğu ile kesişmiş olabileceğini düşünerek Tanrı için duyarlık gösterir. Olgunluk, deneyimi hızlı ve gerçekçi öğrenmekle, kaşarlıksa yaş almanın verdiği sorumsuz davranışların çevrede kabul görmesiyle sonuçlanır. Özetle olgunluk doğrudan yaşla açıklanamaz, bunun tersini düşünen ve uygulayan olgun olamaz, kaşar olmuştur ama farkında değildir. Örneğin geçen aylarda ellili yaşlarda bir kadın manken kendinden yirmi yaş küçük sevgilisi için şöyle demiştir: “Yaşlılarla takılmaktansa gençlerin imkansız hayallerini dinleyip zaman geçirmek daha güzel.” Bu söz yüksek düzeyde kaşarlıktır, hayatı bilmemenin, yaşadığı yüzeysel deneyimlerin iç yanıltıcı seslerinde kendini kandırmak ve sistemin yobaz zincirine bir halka daha eklemektir. Henry Ford, Edison ve diğer büyük figürler; o kadının küçümsediği hayaller sayesinde dünyada devrim yapmıştır ve söz konusu kadın o insanların sayesinde genç bir erkekle sevişmeye hayvanlarla değil de son model araba ile gidebilmiştir, hatta o insanlar sayesinde sevişme esnasında odasındaki ışığı dilediği gibi ayarlayabilmiştir. Kaşarlık, aptallığın maske takmış en gizli yanıltıcı yüzüdür. Olgun insan fark edilir, olgun insan ışıldar ve olgun insan güvende hissettirendir. Harry Potter’ın yazarı (Rowling) olgun bir kadındır, Slyvester Stallone olgun bir kişidir, Muhsin Ertuğrul olgun bir sanatçıdır, Orta Doğu topraklarında yüzyıllardan beri gelen kadim öğretiler olgun zihinlerin nimetleridir, olgun insan evdeki hamam böceğini öldürmek yerine peçete ile nazikçe alıp doğaya salandır, bir hayat kadınına da başkasına da aynı saygıyı gösterendir. Olayları tek ve yüzeysel değil bir bütünün parçasında yine de hakikate ulaşmasının çok zor olacağını bilerek kendini ve haddini bilendir, doğada ve yaşamda hiçbir şeyin tesadüf olamayacağını ve dolayısıyla kendisinin hayata hizmet etme görevinin devam etmesi farkındalığına erişmiş kişidir. Romalı yaşlı Cato’nun 80 yaşında hala sorgulamasıdır, Platiaus’un 80 yaşında hala piyes yazmasıdır, sokak röportajlarında geçenlerde yansıyan 90 yaşındaki emekli bir profesörün İstanbul beyefendi kıyafetleriyle açıklama yaptığında dile getirdiği Batı orkestrası dinlemek istemesidir. Kaşarlık köşeye çekilip doymuş bir zihinle ve vizyonla boş konuşmaktır, hayata ziyandır ve yaşamın döngüsünde fazlalıktır… Olgun insanlarla karşılaşmanız dileklerimle.

Ahmet Ünal/23.04.2025/19.31/Yorgun bir genç.

    • • •