Ortalama İnsanların, Ortalama Sistemin, Ortalama Yığınların ve Ortalama Ülkenin Arasında Sıkışmak

Soyut düşünmeye, sessizliğe, felsefeye, sanata ve edebiyata ihtiyaç hissetmeyen herkes ortalamadır. Ortalamaların beyinlerinde dopamin miktarı yok denecek kadar azdır; cinsel birliktelik, temel gıda, gürültülü spor müsabakalarıyla ilerleyip belirsiz olmayan herhangi sıradan hayat onlara ömür boyu yeterlidir. Zorluklara hemen boyun eğerler, ahlak anlayışları çevreye rezil olup olmamayla ölçülür, eğer kimse görmemişse sınırsızca her şeyi yaparlar, hayatlarındaki tüm kararları çevrenin vereceği tepkiyle şekillenir. Ön beyinleri gelişmemiştir, okuma yazma bilecek ve itaat ettikleri şeylere karşı yerine getirebilme işlevi onların genel zekâ sınırlarıdır; nefret, ihanet, intikam, şiddet, gürültü, ikiyüzlülük, hayat karartma, karalama ve iftira atma karakteristik temel biçimleridir. Gürültü yapamadıklarında ya da yalnız kaldıklarında patolojik seviyede korkarlar; çevreden dışlanmak, sınırlı zekâlarıyla alay edilmesi ve sadece kendilerinin bildiği itibarlarına eleştiri yapılması onların en büyük başlıca kâbuslarıdır. Günlük, yıllarca süren saçma ritüelleri vardır mutlaka; aynı saatte, aynı dakikada ve aynı saniyede üç günde bir çimleri biçme gibi bir şeye başlamışlarsa, biri onları durdurana ya da başlarına bir şey gelene kadar devam ederler. Herhangi şeyle karşılaşıp belirsizlik yaşar ve bilgisizlikleri onları yalnız bırakırsa, ilkel varoluşlarıyla fiziksel saldırıya geçerler, eğer bu işe yaramazsa korkarak yaka paça kaçarlar. Sözleri hiçbir zaman kendilerine âit değildir, bir yerlerden duyulmuş ve işe yaradığı kadarıyla tekrar edilen pas alışverişleridir. Her türlü büyük sözleri ve fikirleri küçük dünyalarına sığdırarak temsilcisi olduklarına inanırlar. Denetim altına alınmadıklarında ensest, başkalarının mahremine ihlâl ve diğer ilkellikleri yapmaları uzun sürmez. Azıcık bir zorluk yaşarlarsa kendinden başka önüne geleni suçlayarak kötülük yapma hakkı kazanmış gibi davranırlar. Doğaları gereği yıkıcı davranırlarken ufak bir gülümseme görülür dudaklarında, ama bu bilinçli bir şey değildir, bunu yapma hakkı kazandıklarına inanarak meşru vahşet uygulama duygusunun heyecanıdır o sırada olan. Aile bağları mülkiyet ve eksikliğini kapatma hizmetkâr arayışı düzleminde belirginleşir, kadın erkekle erkek kadınla, ortalama ilişkiler birbirini tüketme, küçümseme, rekabet ve eksikliğimi kapatmak zorundasın zorbalıklarıyla bütünleşir; bir süre sonra birbirlerine bağımlı olurken bulurlar kendilerini, ama en lağımlı yerde, insan âleminin en alt seviyesinde birlikte çürürler. Güç ve imaj anlayışları unvan, gelir düzeyi, ev ve diğer mülk üzerine kuruludur, bunları kıyaslarken öğretilmiş bir şeyi tekrar ettiklerini fark edemezler, tamamen sanı üzerine adanmışlık yaşar ve özkontrol duygusu olmadan sayısal loto işaretleme farkındalığıyla doğruyu yanlışı ayırt ettiklerine inanırlar. Önemli yerlerde fırsat verildiğinde en zararlı, çirkinliğe en yakın, mantıksızlığa ve yetersizlik iç rahatlığına en uygun kararları alırlar, empati yetenekleri ve başkasının acısını hissetme hassasiyetleri yoktur, örneğin üç yıl cinsel ilişkiden uzak kalmış ve koşullar yüzünden randıman alamadığı bir süreçten geçen bir ortalamanın önünde eteği açılan kişi öz kızı bile olsa, ahlâk sorgulamalarını doğrudan kesip atarak ona yan gözle bakacaktır. Neden sonuç ilişkileri kurma becerileri yoktur, elma masanın üstünde dokunursam düşer, örneğinin ötesinde uzun vadeli, karmaşık ve duruş gerektiren neden sonuç ilişkileri kuramazlar. Akrabaları ya da arkadaşları tarafından dışlanırlarsa baş ağrısı derecesinde depresyona girip her şeye küserler. Kendinden zayıf olduğunu hissettikleri ya da geçici zayıf düşmüş birini fark ederlerse, ânında üstünlük kurma, otokrasi sağlama ve güdümüne alma davranışları sergilerler. Ortalamaların eğitim almışları yüzeyde sağlıklı ama arka planda diğerleriyle aynıdırlar, inançları ve öğrendikleri olumsuz biçim değiştirmeye, kökten kırılmaya ve başka bir formda doğalarına uygun davranmaya yatkındır. Akademisyense başkasının terfisi için kin güder, doktorsa hayata azıcık küstüğü bir dönemde hastasına yan gözle bakar, araştırmacıysa öğrendiklerini başka insanın zararına olacak şekilde kötüye kullanır, dönüp durup sonunda ortalama biriyle lağım kuyusunda yaşarlar ardından. Ortalamaların apartmanları, siteleri, mahalle ve sokakları başkası ilk ne yapmışsa onun normalleşmesi üzerine kuruludur, aralarından biri sabah yedide inşaat başlatmışsa, haftaya sırayla hepsi aynı saatte başlatır inşaatı. Kurumlar içinde tüm dalavere, yolsuzluk ve liyakatsizlik onların karar verici olduğu yerlerde sergilenir, maaşları yattığı sürece rahatlıklarında sorun olmayacağı için, nitelikli insanların yolunu açmakla teyzesinin kızına şans vermeyi eşit algılarlar; kuruma, sisteme ve ülkeye zarar verdiklerini hesaplayamazlar, göze şimdilik maaşların yatmaması, binanın yıkılmaması ve kurumun kapanmaması görünmediği için yanlış yaptıklarını bilemezler. Ortalamalar tüketir, yakar, yıkar ve çürütür.

Ahmet Ünal | 15:27 | 23 Eylül 2026 | Bir yer olmalı, mutlaka.

    • • •