Saçmalıklar Merkezi

**

İnsanlar arası ilişkilerde, genelde; akıl, duygu ve dürtü veya duygu, akıl, dürtü değil; dürtü, duygu ve bir arka plan hâlinde çalışan şekliyle akıl gelir.
Kişilerin öz farkındalığı düştükçe, sistemden emdikleri negatif ve pozitif, tüketici ve yapıcı enerji salınımlarınım toplam dengesine göre; ihtiyaçlarını, beklentilerini, beğenilerini ve anlık istemlerini tamamen akışın kendi getirisine bağlı olarak karşılarlar. Örneğin tamamen ahmak ve negatif olan bir genç, kapıldığı alt frekansın kendi doğasına has olumsuz gücüyle, hemen kenarda bir bütün olarak kemik gibi duran başka gerçek erkek varken, kendini hiç tanımamış bir kadının sahiplenilmek isteme duygusuna doğrudan etki edip onunla eşleşebilir. Ve bu durum, tamamen akışın kendi kendine getirdiği, sonunda hüsranla bitecek bir yan yana gelmenin sorumsuzluk bedeli örneği olacaktır.
Başka bir örnekle, bir kadın ve erkeğin enerjisi tutup eşleşmiş ve bu durum kadın için sonsuza kadar tek erkek halini almışsa bile, yazının ilk girişteki tanımlamaları bağlamında, ilişkinin doğal akışında var olan terslik, zorluk gibi süreçler yolunda, onun zihnindeki müdahaleyle düzelmesi mümkün tek bir kod kendine kendine değişmiş ve geriye kalan her şey aynı kalmışsa, kendini üç çocuğuna bölen anne gibi erkeğe kalan sonsuz bağı, günlük hayatı ve iş dünyası birbirinden farklı kollarla ve akla uygun olmayan başka formlarda devam edecek, buna gelişmiş olan durumun nitelikli akıl sorgulamaları anlamını kaybederek, ilk örnekteki ikilinin düştüğü durumla hayatının sonuna kadar devam edecektir. Ve ilk örnekte yer alan kadının, sadece, ‘bu erkek ideal biri değil, ama şuradaki ideal, ben neden ideal olmayana yöneliyorum, öyleyse yönelmemeliyim? sorusunu sorarak akıştan çıkması ve yönlendiği şeyi kendi üzerinde sosyolojik olarak teşhis etmesi ve bir daha yönlenmemesi mümkünken, ikinci örneğin çıkarımları da kodu düzeltme zahmeti edilmemesi bağlamında birebir aynı olacaktır. Basit sorular, basit cevaplar ve bunları mantıksız hissettiren karmaşık telkinleri fark edebilmek; duygusal çelişkileri anlamak için sağlıklı bir yol olacaktır.
Kim olursa olsun, saçmalık yapıyorsa yaptığının saçmalık olduğuna inanamayacaktır, güdülerine başlık bulup rasyonelleştirmiştir, bir geri adımla kendini asıl rasyonel olayların içinde görerek güdülerinin güdümünde olduğunu fark edemeyecektir, herkese göre herkes, öz farkındalığı yüksek kişilerdir.
Bambaşka bir örnekle, Tom Cruise sıradan kimliğe gizlenip bir kafeye girmiş olsa ve Tom Cruise hayranı bir kadınla sohbet etmek istese, onun Tom Cruise olduğunu bilmeyen kadın genel örneklere göre kibir yapacak, ulaşılmaz olduğunu hissettirmek isteyecek ve sohbet mümkün olmayacaktır, ama aynı flört etmek isteyen kadın akşam Tinder’dan ucuz bir erkekle mahremini paylaşacaktır.
Buradaki tek ince çizgi, insan zihininin hakikatle hizalanması için ona denk gelecek koşulların kendiliğinden oluşmasını beklediği gerçekliğidir.

Yapılacak doğru, üst akıldan ilk şekliyle içgüdülce hissediliyor ve korku bunu engelliyorsa, genellikle korkunun aşılması zorunludur, korku aşılmıyor ve doğru yapılmıyorsa, daha ağır bedel kapıda olması muhtemeldir.

İnsanlığın bir başka aptallık açısı denebilir bu yazıya da.

–

Ahmet Ünal 15:52 7 Ekim Çarşamba 2026 Ne yaşarsa yaşasın olgunlaşamayan kişilik, öyle ya da böyle bir şeylere zararlı olacaktır.

    • • •