
Kısa Hikaye
Üst komşusu uzaylı çocuktan korkuyordu. Matbaadan emekliydi komşu adam, kimsesi yoktu, kedisini geçen ay sokağa terk etmişti. Bir gece sandalyeyi caart diye kaydırıp alt kata ses yapınca uzaylı çocuk yukarı çıkıp pataklamıştı onu. Güneşli öğleden önce Anadoluhisarı kaleleri dibindeki sol kaldırımda karşılaşmak üzerelerdi, dört metre kala uzaylı çocuğu gördü adam, çökük omuzlarını dikledi, kül beyazı yağlı dağınık yan saçları yukarı aşağı zıplıyordu, kolları arka kasıklarına doğru gerilmiş elleri birbirine zıt gidip gelmeyle kukla tahtası gibi bağlantısız sallanıyordu, yaklaştılar, adamın yaşlı yüzü gerildi, dudakları titreyerek büzüştü, hızlı nefes alışverişlerini saklamak isterken sümüğü patladı, kendini zayıf göstermemeyi başarmıştı adam, helal olsun. Anadoluhisarı köprüsünden nehre baktı uzaylı çocuk, kıkırdıyordu, alay etmeyi seviyordu, başka türlü katlanamıyordu insanlara, sağda Gloria Kafe terasının nehre sıfırlığını gördü, altta kayıkla birkaç dangalak geçiyordu, güneş saat on bir yönündeydi ama yakıcı değildi şimdilik, ışıklardan karşıya geçti, Boğaziçi Üniversitesi kampüsünün solundaki gölgeli kaldırımdan Kavacık yönüne doğru elindeki sigarayla topukluyordu, bu kısımda genelde kimse yürümezdi, o yüzdendi, gitti biraz, zıt yönüne doğru gelen otomobillerden nefret ediyordu, içindekilerden nefret ediyordu, ifadelerinden ve bakışlarından nefret ediyordu. Rüzgar esiyordu yüzüne, sevdi bunu. Sonra kaldırımın yola dibinde kabuğu kırılmış kanlar içinde bir kaplumbağa gördü. Yolun ortasında kan golcüğü vardı, onundu, sürünerek kıyıya kadar gelmişti, sert kırılmış kabuğunun altı kan ve parçalanmış et içindeydi, baygındı hayvan, uzaylı çocuk hemen kaldırım duvar kenarına aldı kaplumbağayı, deyyusun biri onu ezmiş geriye bile bakmamıştı, küfrediyordu genç, kafasını okşadı zavallının, gözlerine baktı, kalbi patlamıştı ama atıyordu nabzı, aradı ilçe belediyeyi,
“Bir araba kaplumbağanın üstünden geçmiş, yaşıyor, ekipleri yönlendirin acil, gelen kişiler yorum yapmasın alsın ve veterinere götürsün, Kavacık yönünden Anadoluhisarı sahiline giderken solda Boğaziçi Üniversitesi kampüsünün sınırlarına gelir gelmez sola bakarak sürsünler arabayı, görecekler, hepsi bu kadar.”
“Yaralı bir hayvan mı var?”
Uzaylı çocuk karşıdaki soru sormasın diye her şeyi sade, anlaşılır ve ucu kapalı cevaba yönelik anlatmıştı. Dinleyenin tek yapması gereken dinlemekti.
“Evet, kaplumbağa.”
“Adres verir misiniz?”
Anlattı adresi. Kadın tekrar şöyle dedi sonra,
“Ekiplere haber verdim, size SMS gelecek uzaylı bey.”
“Adresin ayrıntılarını yazdınız değil mi, diğer türlü kampüsün öbür tarafına gidebilirler.”
“Bir daha tarif eder misiniz?”
Etti, kapattı, küfretti ve üç sigara içti ardına. Yolun ortasındaki şu kan golcüğüne baktıkça içini acıtıyordu, hayvanın parçalanmış hâli de… Gözleri kısık, insanoğlu yüzünden çektiği sessiz cehennem azabı da. Dayanamadı uzaylı çocuk, uzaklaştı, dört saat sonra biri aradı onu,
“Merhaba, bir hayvan ihbarı yapılmış adres neresi acaba?”
“Kavacık yönünden Anadoluhisarı sahiline giderken solda Boğaziçi Üniversitesi kampüsünün sınırlarına geldiğinizde sola bakarak ilerleyin göreceksiniz.”
“Kavacık’tan mı?”
“Kavacık yönünden evet.”
“Tam olarak nereye doğru?”
“Sahile, ışıklar var ya hani caddenin sonunda.”
“Heh tamam, nerede gaplumbağa?”
“Kampüs sınırlarına gelince sola bakarak ilerleyin.”
“Kampüsün dışında mı?”
“Doğal olarak, tabii ki.”
“Tamam uzaylı bey, gidiyoruz şimdi.”
Saat 17:30 gibi Üsküdar’a gitmek üzere toplu taşımaya bindi uzaylı çocuk, Kaos Teorisi diye bir kitap sipariş vermişti, onu teslim almak için, en arka dörtlü koltuk, arkaya bakan sağ kısım, oturdu, önünde mini etekli ellili yaşlarda bir kadın, onun sağında güneş gözlüklü altmışlı yaşlarda bir kadın ve kendi soluna şişman yoğun parfümlü kısa etek elbiseli genç bir kadın oturdu. Harıltılı bir sesle duraktan kalktı araç, kadınların üçü de bu uzaylı çocuğu inceliyordu, belki de hiç kimsenin suratına bakıp tiksinmemek için kendi halinde olduğundan dolayıydı, akşamüstü güneşli Kuleli sahilinden hızla giderlerken telefonu çaldı uzaylının,
“İyi günler, vıdı vıdı vıdı belediyesinden arıyorum, ismim vıdı vıdı vıdı, uzaylı beyle mi görüşüyorum?”
“Çabuk girin konuya, müsait değilim.”
“İlgili kontroller yapılmıştır, herhangi bir hayvana rastlanamamış…” dediği sırada uzaylı çocuk çat diye yüzüne kapattı onun. Çengelköy girişinde trafik vardı.
Ahmet Ünal, 01.09.2025/22:09
• • •