Sapsalos

Bir Aptalı Nasıl Tanırsınız?

En önce bu yazının genel amacı “zararlı aptallar” üzerine açımlama yapmaktır. Ne var ki Shakespeare, Corilianus isimli eserinde söz konusu türler için şöyle söylemiştir; “cahiller duyup anladıklarına değil, ne gördülerse ona inanır.” Bununla birlikte ‘o’nu tanımak bir profesyonel için birkaç saniyelik bir gözleme dayansa da, sıradan bir bireyin aynı şeyi yapması oldukça zor ve belirsiz olabilir, ki bu cinslerin toksitlileri, günümüzün kaos ve parazit  kaynağıdırlar. 21. YY’lın aptallarıyla 20. YY’lın aptalları aynı oranda eşit değildir elbette, çünkü bir önceki asırdaki bu cinsler genellikle daha çok kendinden zeka anlamda üstünlere saygıyla ve haddiyle yaklaşırken 21. YY aptalları, genellikle teknolojinin ilerlemesi, bilgiye kolayca ulaşma imkanı sayesinde korkunç derecede hadsizleşen, ona buna akıl veren, örneğin Google’dan yarı okur yazarlığı ile bir satır okuyup doktordan alanını daha iyi bilen ve teşhis koyan, sanatçılarla, müzisyenlerle veya benzer kendinden üst gruplarla kaşık atma cesaretini kendinde gören türlere dönüşmüş ve günümüzün dünyada yüzde yetmiş beşini kaplayarak artık acınan değil, acımasızca yaklaşılması gereken anlamsız bir türe dönüşmüşlerdir. “Aptal” kelimesi, eski Yunancada aklı kıt, anlayışsız, çapsız anlamına gelen “sapsalos” kavramıyla açıklanır. Yine eski Yunancada yüksekten atan, kurulan bükülen anlamındaki “salakon” sözcüğü Türkçede “salak veya aptal” biçiminde karşılık bulur. Dahası dilimizde boş gezen, lüzumsuz ve dilenci anlamını veren “abdal” bu şekildeki kökeni itibarıyla zaman geçtikçe ve bugünkü kullanımıyla “aptal” olarak saptanmıştır. Bununla birlikte söz konusu cinslerin zararlı olanlarından biriyle (Elbette hepsi için geçerli olamaz) teke tek karşılaşmışsanız eğer, siz sıradan ve hümanist bir gestusla etkileşime girerken onun ilk yapacağı şey, size karşı gizlediğini sandığı bir kıyaslama davranışı tutumuna oturttuğu üstünlük çabasına girmesi olacaktır, sizinle bir şeyle iliği yarışır gibi konuşur, hata yapmamak için kendini sıkar ama bunu belli etmediğine inanır, her konu ile ilgili bilgisi varmış gibi yapar, sıradan lüzumsuz özelliklerini ve edimsellerini (Okuduğu okul, çevresi, ailesi vs) kurgusal bir sürrealistlikle size pinpon topunun art arda akması gibi dayatır, önemsenmek ister, saygı ısmarlar ve kendini inandırdığı tüm hayali olmayan özelliklerine inanmanız için kendini hayatın kurbanı gibi gösterir. İkinci aşama gelir sonra, başkaları hakkında olumsuz konuşmaya başlar, aslında bu nokta onun yetersizliğine katkı getireceğine inandığı bir duygusal sömürüdür, ortak tanıdığınız biri kendisine kabul edilemez bir yanlış yapmıştır, olayı kendi lehine uyarlayıp sizin buna inanmanız için hassas tavırlar sergiler, onun tüm inandığı olgulara inanmazsanız etkileşimin kötü bir yere gideceğini hissetmeye başlarsınız, size bu ikinci aşamada bir sırdaş bir kardeş rolü verir, derdine sizi ortak ettiğini ve hiç kimseye yapmadığı bir ayrıcalığı yaptığı için en ufak bir muhalif tavrınız kavga sebebini getirecektir artık. Sonra üçüncü aşama gelir, niyet okuyucu özelliği ön plana çıkar, empati becerileri duygusal zekâları çok düşük olduğu için neredeyse hiç gelişmemiştir, kendini sizin yerinize koyup ne hissettiğinizi anlayamaz, her şeyi kendi bencilliğine göre şekillendirip ona göre karar verme eğilimindedir, devamında kendini sizinle kıyaslamış ve yetersiz hissetmiştir, siz artık onun kötü hissetmesine neden olan bir şeytana dönmüşsünüzdür, eğer sizinle karşılaşmasaymış ya da sohbetindeki kendine göre sözde yüzde yüz mantıklı olan tüm sözcükleri aynen kabul etmiş olsaymışsınız hiç sorun yaşanmazmış ve o da kötü hissetmezmiş, her olağan kelimenizin altında çok alakasız anlamlar arayıp buna inanarak sizi suçlamaya başlarlar, ilgi ister, özür bekler ve başkalarından sizi yermek amacıyla akıl alma eğilimindedirler, dahası o bilinçdışında sizden gördüğü saygıyı hak etmediğini iyi bildiği için, bu saygıyı neden ona gösterdiğiniz gerekçesiyle kendisiyle alay ettiğinizi anlamış ve zekasını size karşı ispatlamıştır, en azından kendi kurgusunda böyle düşünür, dikkat edin tüm bunları kendi kendine yaşadı söz konusu aptal, bir tür şizofrenik kimlik bunalımıyla aptallığı ve kendini inandırdığı hayali kişilik arasında çoktan parazite dönüştü bile, evet devam edelim; sizin için çok olağan entelektüel bir konuyu sizden özellikle talep edip dinlerken kafasını boş boş sallayıp anladığını ifade etme eğilimi taşır, hemen ardından bir yerlerden ezberleyip yanlış anladığı benzer bir şeyi bir savunma reaksiyonuyla fırlatıp karşılık verir, hata yapmaktan korkunç derecede korkar, rezil olacağına inanır -zaten baştan beri rezil durumdadır ama haberi bile olmaz- farkında olmadan toplum gibi düşündüğünü dışa vurur, çoğunluğun aklını mantıklı bulur, entelektüel insanların özelliklerine Google’dan bakar ve onları birebir size kendini satarken de taklit eder: Kitap satın alır, evine kütüphane kurar, mizofoni taklidi yapar, zihni çok yoğunmuş gibi davranır, yalnızlıktan hoşlanıyormuşçasına tek yaşamak ister veya öyle yaşadığını dile getirir, artık bu aşamanın sonlarında onlar kibir doludur, hadsizdir, küstahtır ve cehalette, ahlaksızlıkta sınırları yoktur, hakikat üzerine hiçbir şey edinememişlerdir bu nedenle kendi hayali hakikatine göre yaşarlar ve siz ona zaman ayırmayı lüzumsuz görüp karşılaşmayı sonlandırdığınızda artık dedikodunuz bir yerlerde onun kendi lehine uyarlanmış bir biçimde yankılanmaktadır, ayrıca genellikle kendinden üstün, çok üstün ve en üstün kişilerle karşılaşırlarsa bir şekilde tartışma çıkarıp küçümsendiği yönünde yirmi birinci yüzyılın bireyine yapılmış en kaba hareketin sahibine karşı herkesi kışkırtıcı tavırlar sergilerler, bulunduğu ortamı mutlaka yozlaştırırlar, insanları rahatsız ederler, davranışları bozuktur; nitekim bir aptala asıl yapılacak tek şey şudur: Aşagılayıp o anda siktir etmek ve haddini bildirmektir. Gerekirse sopa atmaktır ama asla onunla diyaloğa girip seviyenizi düşürmemektir, onların sınırı yoktur, algıları çok sınırlıdır ama arsızlıkları sınırsızdır, bu tanımlanan özellikleri taşıyorsa uzaktan ya da yakından tanıdığınız herhangi biri, derhal uzaklaşın veya o size yakınlık kurmak isterse önce siktir edip aşağılayın diretirse sopa atın, ahmaktır neticede ve bir inek gibi önünde sonunda haddini bilecektir, ta ki haddini bilene kadar da sopa yiyecektir. Tıpkı Mevlana hazretlerinin de dediği gibi: Aklı kıt kimselere sopa atmak mübahtır. Gel gelelim topluluk içinde denk gelirseniz nasıl ayırt edersiniz onu: Yeteneği yokken ön plana çıkmaya çalışır, sürekli her şeye cevap verir ve konuşulan konunun uzmanı olduğuna kendi gibi herkesi inandırmak ister, yorucudur, kendine saygısı olan insanlar ona acıyıp kalbini kırmamak için cevap veriyormuş gibi yaptıkça daha da azıtır, ezik olmadığına artık kesinlikle inanmıştır, çünkü diğer üstün insanlar ona saygı duyuyordur daha ne olsundur, aklına geleni değil ağzına geleni konuşur, bağırarak konuşur ve gürültü yapmaktan hoşlanır, genelde kendine sık söylenen cümleleri kendine bunları söylemesi gereken kişilere önce o söyler; örneğin, dinlemeyi bil, bak ben seni kesmedim, tartışma kültürün yok vs. Kurnaz olduğunu bilir ve bunun gerizekalılıktan değil zekadan kaynaklı olduğuna inanır, haddini çok kolay aşar, kendine saygısı yoktur, zamanında ezilmişliğinin acısını kendi hayal dünyasında ona buna saygısızlık yaparak intikam alır ve haddi bildirilmedikçe de buna devam eder, aslında bir tür karikatür performans ortadadır kendi gibi olanlar bunu fark etmezken ona acıyan diğer üstün kişiler yine de bu aptalı incitmeme hatasına düşer, kendini korkunç derecede aşan konularda ağzına geleni konuşur ve karşıdakilerin kibarlığını, onunla tartışmaya ihtiyaç duyamamasını ve tevazuyu zayıflık olarak yorumlar. Bu ortamda yapılacak tek şey şudur: Onu derhal ortamdan siktir etmeden önce aşağılamak, haddini bildirmek ve gerekirse sopa atmaktır. Aksi durumda aptalların sınırı yoktur, küstahdırlar ve toksitlidirler. Özetle; aptalın maskesi konumu, tahsili, ailesi, akrabaları arasında kitlesel algıyla oturtulan us dışı misyonu ve sosyolojik koşullarıdır, onu maskesiz görebilmenin yolu belirtildiği gibi davranışlarındaki tutarsızlığa, hakikati kavrayamayacak kadar gelişmemiş oluşuna, kibrine, eleştirildiği konuda yüksek sesle kendini savunmasına, öfkelenecek unsurları nesnel seçemeyip bunu yönetememesine, kişiliğine yüklediği hayali misyonuna, biri hakkında konuşurken tamamen kendini haklı çıkarıp bunu biraz gerçekçi yapmak için karşıya hafif hak vermesine ve günün sonunda tamamen yine kendini haklı çıkarmasına, düşük kelime haznesine, tüm davranışlarını kendine saygısı olacak erdemli şekilde değil de kafayı taktığı kişileri suçlayarak ortaya çıkarmasına, dedikodu yapmasına, karşı görüşe itibar etmeme eğilimine, herhangi bir konuda konuşma esnasında empatiden yoksun olmasına, algılarını aşan konulara sinirlenip bunu kabul etmemesine, gelişmeye açık olmamasına, suçlayıcı yargılayıcı saldırgan bir tutumla kendinin teknik anlamda hata yapması gereken insan olduğunu unutup hatasız şekilde kendini sunmasına ve bu hatırlatıldığında hemen özünü en iyi eleştiren kişi konumuna sokmasına, doğru-hakiki-etik-humanist-erdemli davranışlara yol açan ve bunu işlevsel kılan yüksek zekanın sağladığı orijinal davranışlara asla ulaşamayacak olması izlenimi yönündeki sinir bozucu ucuz hareketlerine ve küçük şeylerle aşırı ilgilenmesine, x bir konuya nesnel yaklaşamamasına ve sürekli kendi algı-inanç sınırları açısından katı şekilde yaklaşmasına, ve tüm bunların aksini iddia edecek, muhtemelen benliğinde bütün bunların kesinlikle bulunduğunu söyleyecek kadar küstah olmasına, kısacası onlarla konuşurken griyi değil de bir tarafı hissettiğinizde, bilin ki o salt bir aptaldır. Bir aptalın en belirgin özelliklerinden bir başkası da, bu yazıda sayılan tüm olumsuz özelliklere sahip olup da ilginç bir şekilde ve rastgele herhangi kişilere ve haksız yere şaşırtıcı biçimde transfer etmeleridir, tıpkı 11 yaşındaki bir çocuğun, yaptığı bir hatayı haksız yere yanındaki masum çocuğun üzerine yüklemesi gibi. O yüzden dikkatli olun, hiçbir entelektüel genellikle dedikodu yapmaz, kendini eleştirmeden başkasını eleştirmez, hakikati arar ve haklıyı haksızı sizin takdirinize sunar kendi haklılığına davet etmez ve bunu dayatmaz, onun umurunda değildir herhangi bir konuda haklı olmak, kibardır, toplum içinde zarif davranır, ucuz insanlara zaman ayırmama eğilimdedir, ilgilendiği alanlarda bilge ve akademiktir, onun yanında kendinizi gride hissedersiniz ve unutmayın sürekli konuştuğunuz beş kişinin ortalamasısınız… Bu bağlamda entelektüel insanlar biriktirin hayatınızda, kitap okuyan, sanatla ilgilenen, davranışları oturmuş empati becerisi yüksek olan, kişilik gelişimini tamamlamış, kendini nesnel eleştirebilen, özüyle barışık, kendini hayatın içinde hakiki yönde görebilip olduğu gibi benliğini kabul eden, kendiyle dalga geçebilen, kaliteli espri yapabilen, yanınızdayken kendinizi güvende, anlaşılır hissettiğiniz ve size bir şeyler katabilecek insanlara zaman ayırın, ki aptallara sakın saygı duymayın ve asla acımayın onlara, çakın gitsin hiç pişman olmazsınız.

Ahmet Ünal, 01:15, Anadoluhisarı