
Ciddi Konulardaki Hassasiyetsizliklerden biri Sadece
Bakalım sağlıklı insan kimmiş önce; beyni insanların vahşeti yüzünden ölüm sınırına gelecek kadar amcıklaşmamış (Kendi potansiyelinde), toplumun hasta olduğunu görecek kadar onlardan intihara eşit seviyede adaletsizliğe ve egosunu tümden ortadan kaldıracak şekilde ikiyüzlülüğüne doğrudan maruz kalmamış; hayatın karanlık tarafında yer almadığı için ideal bir dünya varmış parıltısına inanan ve sabahla akşam arası iş aile hayatı içinde temiz yaşar görünen sıradan birini uyumluluk yönüyle görüp kendinden kabul eden herhangi bir ‘sağlıklı’ insandır. Aslında sağlıklı olanı da budur; üç günlük dünyadır neticede, hırgürsüz, rahat, yeterince bir beyinle ve temel ihtiyaçların kesintisiz karışandığı, güzel hayat, asla kötü değil. Fakat iş gerçek yaralı insanlara şifa olma iddiasına gelince, bir üniversite bitirir; okul hayatı boyunca farkında bile olmadan ikiyüzlülük, topluluğa inanç, masumiyete ihanet, onlarca gizli sevişme ve kıskançlıkla zaten şifa vermeyi taahhüt ettiği bir iki adet insanın ruhsal ayarlarını bizzat bozmuştur; sağlıklı insan sağlıksız insanı kendini sağlıklı onu sağlıksız sanarak, sağlıksız teşhisi koyar bu şekilde genelde. Oysa durum tam tersidir gerçek anlamda, bir insan neden yaralanır? Neden acı çeker ve neden rahatlık varken uçurum kenarlarında yer alır genelde? Çünkü gerçekte o sağlıklı olduğu içindir de ondan; ruhunu küçük şeylere satmanın erdemsizlik olduğunu, masumiyete ihanet etmenin; toplumun kabul ettiği takım elbiseli temiz bir adamın gerçek benliğindeki vahşet ve sahtekarlığın ve ruhsal hastalığın tahribat boyutlarını görüp doğrudan yana yer almanın ‘hakikat’ olduğunu görebildiği içindir. Psikologlar lisans ve yüksek lisansla hasta görebiliyorlar sanırım; psikiyatrilerse tıp fakültesi bitirmek zorundalar. Bu bağlamda psikologlar sıradan bir arkadaş ihtiyacı kadar bir şey denebilir (Genelde, çoğunlukla, hepsi değil elbette). Psikiyatrların genç ve yenileri, psikologlardan pek de bir farkı yoktur çoğu zaman; onların emekliliğe yaklaşmışları ve deli hastanesinde ağır vakalar görmüş olanları, belki bu alanda ‘şifa olma başlangıç seviyesi’ bu olabilir benim açımdan. Ki, hayatın parıltılı bir yer olduğunu, davranışları ve yaşayış biçimi topluluklara özgü kabul görerekse şifacıların herhangi birinin; yüksek ihtimalle ilaçlarla falan filan varılan sonuç toplumun kabul edeceği sınırlara indirgeme seanslarına döner her şey. Korkunç. Ama gerçek bir sağlıkçı; kendi yarasından diğer yaraya merhem sürer. Bundan gerisi gürültü, gösteriş, aşırılık, aptallık ve oyundur. Yok hayır, Nasreddin hocanın damdan düşenin acısını damdan düşen anlar diye düşündüğünüz gibi bir metafor yapmayacağım (Yaptım bile ha ha). Bence, ruhsal olarak hasta olduğunuzu hissetmeye başlıyorsanız; korkmayın, bu iyi bir şey, ‘gerçekte’ iyileşme sürecinizin ilk evresine girmiş bulunmuşsunuzdur… Ellerinizi sıkarım, en samimi sevgilerimle.
Ahmet Ünal/14:59/2026, 23 Mart/Kendi kendime iyileşmekten başka çarem yoktu.
• • •