
Uyanmıştım. Omuzlarımda yanma oldu ve tiksinerek titredim. Kaderimde başka şeyler olmalıymış ama benimle alakası olmayan insanların bir araya gelmesiyle yaşadığım simülasyonun tamamlanması gibiydi her şey. Sanki bir yerlerde eşim ile çocuklarım beni bekliyor ama farkına varamıyormuş gibi hissediyordum. Ülke, şehir, komşular, caddeler, önceden ve şimdi yüzlerini gördüğüm herkes, yabancıydım onlara. Bir sürgün olabilir miydi bu, neydi ki, neden her şey taban tabana zıttı hayatımda, kitap okudum biraz, kahve içtim, serin yağmur sonrası dışarıda yürümeye başladım. Kafeye girdim ardından, boştu, çay aldım ve en arka kısma oturdum, sıradan bir kız vardı çaprazımda, onu görmek için oraya oturduğumu düşünüyordu, tiksinerek kayıtsızca arkam dönük saldalyeye geçtim, ne görüp niye böyle anlıyorlardı acaba, göz perdelerine spermler mi yapışmıştı da sarıyı yeşil görüyorlardı ki. Nehri izliyordum, müzik çok hareketliydi, müzik zevkleri neden yoktu kimsenin, arabalar nehir köprüsünde belli hızın altına düşmeden hızlı ve rahatsız edici ilerliyorlardı, kütüphane kısmında başka bir kız ders çalışıyordu, güzel sayılır ama vasattı, neredeydi gözleri açık masum kızlar, yok muydu yoksa, içgüdüleriyle birbirlerinden hoşlanıp ayrılıp başkasına aynı şeyi yapıyorlardı insanlar, döngüleri böyleydi, öyleyse neden ders çalışıyordu ki şu kız, nasıl olsa ihtiyacı yoktu, hem ne çalışıyordu, hangi akademisyenin sıradan derlemelerini okuyordu, vakit kaybıydı ama farkında değildi, sıkılmıyorlar mıydı boğucu şeylerin bir araya geldiği her şeyin içinde var olmaktan, niçin estetik yola açılan farklılıklardan aramıyorlardı, dün kasaya ürünlerimi koymuş benden öncekinin ödemesini yapmasını beklerken ilginç şeyler olmuştu, tanımıştım adamı, yirmi yaşımda çalıştığım bir çağrı merkezinde müşteri temsilcisiydi o da, birbirimizi tanımazdan gelerek şöyle bir diyalog geçti aramızda; bekletiyorum, lütfen kusura bakmayın, özür dilerim, lütfen (genizden geliyordu mutlu sesi, burun delikleri açılıyordu), hiç önemli değil (hiç, fazlaydı, o an fark etmiş geri alamamıştım), yanında sevgilisi vardı, orta derece güzeldi sevgilisi, o dönemler terfi alma aşamasındaydı, belli ki daha üst terfilerdeydi şimdi, mutluydu, hayatı seviyordu, dikkatimi çekmişti bu, oysa demiştim içimden, mutlu olduğu şeyler benim için bir şey ifade etmiyor, ama doğruydu mutluluğu, kıymetini biliyordu hayatının, on iki dakika sonra kapıdan çıkıp daha dönmeyececeğim bir yerde hayatının memnuniyetini yaşıyordu, hangimiz deliydik ben mi o mu, bendim sanırım deli olan, yanındaki kızla yarım saatten fazla yan yana duramazdım demiştim içimden (Sadece analiz çizgisinde kalıp çıkan sonuçları görerek), oysa hayatının en değerli şeyi onun, ne tuhaf, olmuyordu benzer şeyler hayatımda, yapamıyordum, yabancıydım.
Ahmet Ünal | 23 Eylül 2026 | 11:23
• • •