
Neden…
“O adam çok havalı.” “Neden?” “Çok bilmişlik tas..” “Pardon, daha sorum bitmemişti, sabırlı ol, neden başka bir kişi hakkında kötü bir yargını bana söylüyorsun diyecektim, ayrıca gördüğün bir şeyi doğru anlayıp gerçek aktarabilecek nitelikte olduğuna inanmıyorum.”
Yukarıdaki ikiliden hangisi sizsiniz? Özfarkındalık, kendini dış gözden görebilme yetisi, ilkel duyguya bağlı tepkileri akılla kontrol edebilme güçlülüğü ve en asgari sıradan hakikat ile kendi inancını gerçek sanma farkını tespit edebilen insanın kendi yolunu keşfetme serüveni henüz başlamış demektir. Buna karşın bu özelliklerin hiçbirinin çalışmadığı ilkel bir zihin, kısaca beyin çürümesi kavramının ta kendisidir. Bir salgın gibi önce en yakınındakileri kendine benzetmeye çalışır, irrasyonel düzlemde etik ilkeler saptar; -örneğin bunu ben anlamadım o halde sen de anlamadın, şunu ben böyle anladım o halde sen de öyle anladın, eğer bana karşı çıkarsan tüm sürüyle seni dışlarız- gibi. Ruhlarında, özelliklerinde ve yeteneklerinde kendini iyi hissettirecek hiçbir emek çalışması olmamıştır daha önce, sürekli kolay yoldan ve zorlanmadan her şeyin en iyisine layık olduğuna inanırlar. Hal böyle olunca da, bu salgın zaman geçtikçe öbür denk farkındasız insanlara geçmeye başlar, ondan ona bundan buna derken gerçeklik algıları zaten zayıf olan insan yapısı bir başka formda irrasyonel dünya oluşturur, o formda yasalarla saptanan ve önceden uyulan kuralların yerini kabile anlayışı almıştır; kaldırımlara park etmek normatif hale gelir, hareket halindeki arabanın camından yola ambalaj çöpü atmak kimseyi rahatsız etmez, sokak arasında altıncı kattaki yakınına acele etmesi için dakikalarca korna çalar telefonla aramak veya gidip bizzat söylemek yerine, kendi çıkarı / işi / mutluluğu olduğu sürece hiç kimseyi düşünmez ve başka insanın maddi manevi haklarına saygı duymaz, sokak hayvanlarına su ve mama yasakları getirirler kendi aralarında, bir işyerine sınavla hak etmiş biri yerine tanıdığını koydurur ve dinsel minnetli argümanlarla aralarında normatif bir sürecin etik sonuçlanmış süreci hakkında konuşurlar ve bağlarını kuvvetlendirirler, birden fazla tekrar edilen propagandif herhangi bir haberi hemen topluca gerçek kabul eder ve mantıksızlıkları her yönde daha da pekişir (Örneğin, sosyal medyada birden fazla tekrar edilen cep telefonları kansere neden olur, gibi), aralarında tuhaf kurumsallaşmış mantıksız normlara uymayan ve eleştiren bir kişiye denk gelirlerse anında iftira atar ve topluca birbirlerine olmayan bir hikaye uydurarak o kişi hakkında buna inanırlar, böylece; trafik kazaları artar, sahte diploma, ehliyet, sertifika, atama, unvan gibi ülkenin milli güvenlik temelleri kabileleştirilir, birbirlerinin eşlerine yükselirler ve çoğu zaman yasak cinsellikler yaşarlar aralarında ama kimse duymadığı sürece herkesin rollü davranışı kabul görür ve sorun yaşanmaz, esnaflar sahtekarlaşır, fiyat algısı saçmalaşır, hemen her alanda sahtekarlık kabul görür ve olumsuzlanmaz, bir baba kızına hallenir ve sadece evlat sevgimden diye der ve karısı dahil travma yaşayan kızı hariç herkesi inandırır, manavcı karpuzu kırmızıya boyar, çiğköfteye tuğla tozu koyarlar, markalı elbiseler sahtesiyle değiştirilir, sığır eti yerine eşek yedirirler ve bu salgın tüm ülkeyi değil, Mars’ın taşını toprağını bile çürütür…
Unutulmamalıdır: Yapılan bir bencillik zamanı gelince o kişinin felaketi olacaktır. Yapılan bir adaletsizlik o kişinin karanlığı, bilerek yapılan bir kötülük o kişinin hayatına bedel olacaktır. Ve tüm bunları bir toplumun topluca yapması ise, uhrevi intihardan başka bir şey değildir.
Sevgiyle, aşkla, samimiyetle kalınız, ve kendiniz güzelseniz eğer güzel bir insanla karşılaşasınız. Bye.
Ahmet Ünal/10.08.2025/01:51/Anadoluhisarı
• • •