
Bir dağ evinde olsam keşke, ve kedilerim ve sanatıma uygun her şey
Aklımda bir şey vardı buraya yazacak, unuttum onu. Yerine ne yazsam acaba. Bugün çok tuhaf bir şey geldi başıma, oldukça ilginç ve oldukça saçma. Gün batarken kulaklığımı takıp şehrin sesini kestim zihnimde ve yürüyüşe çıktım; Kandilli parkına doğru yürüyordum, arkamda bir varlık hissettim ve hemen dönüp baktım iğrenilmiş bir panikle, on beş metre kadar gerimde sıradan bir adam yürüyordu, düz taban siyah boyalı ayakkabısıyla üzerinde klasik gömlek ve şu tuhaf lacivert memur yazlık montundan vardı, sanki vergi dairesindeki gişede iş bilgisayarını bırakıp kendini buraya atmış gibiydi. Kırdı saçları, elli altı yaşında olması muhtemeldi. Yürüyüş tarzı babamı hatırlattı bana, kollar ileri geri kısa ve hızlı, adımları şekilsiz atik ve beli dik şekilde yürüyordu. Ben arkama bakınca birden üstüne alındı bu hareketi, oysa ben tam götümün dibine bakmıştım, köpek mi geldi acaba diye, bazen geliyordu, ben de seviyordum onu. Adama bir şey oldu o an, tetiklendi birden, sanki uyuyan bir hastaya at iğnesi yapılmış gibi oldu arkamı dönüp ona baktığımı sandığında. Kandilli Kız Lisesi’ne giden uzun kavşaklı gri kaldırıma doğru benimle yarışa tuttuğunu hissettim, huylandım hemen, ve zaten tükenmiş biriyim, yürürken baldırlarım acıyor zihinsel yorgunluktan dolayı, adam şu köpek gibi dibime gelmişti hızla, bense sinirlendim ve topukladım, adam yetişemiyordu, ara ara arkama bakıyordum, ben bakınca koşmasını kesip normal hızlı yürüyüşüne devam ediyordu, ben hiç koşmadan adama fark atmak için aygır gibi yürümeye devam ettim ve içimden “şu genç de yerişemez bana hepsini eteklerimden dökerim köy çocuğuyum ben demesini engelleyeceğim anasını satayım” dedim ve tam gaz tabanlamaya devam ettim. Ben arkama bakınca koşmasını yine durdurup hızlı adıma geçiyordu ve anlamadığımı sanıyordu. Böyle böyle üç kilometre kadar yarıştık, kafamda bir bitiş çizgisi saptadım ve Kuleli sahiline onun önünde vardığımda, orada durdum ve adam hızlıca yanımdan geçti, “hey hey, ben kazandım ha ha ha ha” diye şakayla takıldım adama, “ıhı ıhı hıı az daha gitsek geçecektim seni hahahaha” diye cevap verdi ardından. Sonra o yoluna gitti ben de geri döndüm. Tuhaf bir yürüyüş anısı olmuştu benim için; anlamsız, saçma ve geri dönerken şarjımın bitip müziksiz kalmam; ve eve gidene kadar tüm o insanların seslerinin kulağıma girmesi, bu olaya sanki kötü bir şaka gibi tuz biber olmuştu, kedilerime tavuk alacaktım markete uğrayıp ama cesaret edemedim müziksiz oraya girmeye ve insanların sesini duymaya. Ki zaten eve varana dek araçlardan arabesk müzik sesi, insanların boş yüksek gürültülü sohbet sesleri ve her bir yandan beni saran varlıklarına dâir her an konuşacaklarmış duygusu, beni adeta mahvetmişti. Bu arada kedilerim tavuğu çok seviyor, ama tavada kızartınca ekstra bayılıyorlar buna, deli gibi hem de, genelde tavuğu kalçalı but halinde alıp kızartıp olduğu gibi onlara veriyorum, çok tatlılar.
Ahmet Ünal/00:08/30.04.2026/Anadoluhisarı/Kedilerim bahçede, bir tane gri yavru gördüm, çok sağlıklıydı, maşallah.
• • •