-Bilinen anlamıyla bir toplumun varlığından söz edemeyiz burada.

Toplum moplum diye bir şey yok
Bir toplumdan ziyade iç içe geçmiş akraba kabileleri var burada. Genelde asgari düzeyde aklı başında olan ve birbirine karşı sorumlu olan topluluklar daha çok toplum ismine uygun olabilir. Kavga, gürültü, yolsuzluk, paçavralık, bencillik, şiddet, eğitimsizlik, saldırganlık; tüm bunların karakterize olduğu ve normal karşılandığı insan yapıları, elbette ki hastadır, hiç kuşkusuz. Benim şahsi düşünceme göre; Tanrı bizlere acımazsa sonumuz Ortadoğu’da çöken toplumlara benzer bir yere gidiyor. Belki henüz bir Afganistan düzeyinde tam olarak değiliz fakat bir Pakistan ile aramızda (toplumsal olarak) saç teli kadar belki bir fark vardır. Şu aydınları incelemek gerekir en önce elbette, daha doğrusu aydın diye isim takılan herhangi o insanlara; bence onların da toplumdan hiçbir farkı yok. Geneli vasat. Bugünkü genel dökümanlara bakarsak, sadece genç kuşaklar önemli şu an, onların yönelimi ve eski insanlarla olan zihinsel bağlarının felfefi boyutta ne kadar kopuk olduğu, ve ne kadar kopuk olursa bu bağlamda o kadar geleceğimiz güzel olacaktır, doğal olarak. Sanatçar, yazarlar, felsefeciler, akademisyenler, bilimciler; tüm bunların genelinin hiçbir anlamı yok şu anki şartlarda. Bir lise öğrencisinin ufak bir yönelimi meselesi, onların hepsinden daha önemlidir mevcut durumda. Gelecek siyasete, sanata ve mekanizmaya girmeden önce yeni kuşak, anlayışları ve inançları eski insanlara benzememeli. Bu noktada az da olsa içinde soyluluk kırıntısı olan insanların birlikteliğine ve doğruyu destekleyiciliğine ihtiyaç en yüksek seviyededir tabii. Doğanın döngüsü merhametli olduğu kadar gerektiğinde son derece acımasız olabilir; aslandan kaçması gerektiğinde kaçmamayı seçen bir bufalonun sonu kanlar içinde yok olmasıyla son bulur. Ve bugün toplum, hakikatten uzaklaşmayı seçti, sorumluluktan kaçtı ve iyiye kötülükle karşılık vermeye genellikle devam ediyor. On altı yaşında bir çocuk tüfekle okula dalıp tarıyor ortalığı mesela, bu ve benzer korkunç örnekler bir toplum varlığının kavramsal olarak olmadığını tekrar hatırlatıyor. Hatırlarsınız ki bir özel hastanede yüzlerce bebeği katletmişlerdi; ne oldu şimdi o konu? Hatırlayan sayısı bile azdır eminim ki. Norveç’te benzer bir olayın olduğunu düşünün; düşündünüz mü harika tamam. Kişisel ilişkiler ve sosyolojik yapının, bugün yani; yalan ve aldatmaca üzerine normal karşılanarak oturtulduğunu görürsünüz genelde, insanlar tebessümle, herkes böyle bana ne diyerek yapıyor bunu, son derece normal karşılayarak. Bu ufak gibi bir detayın uzun vadeli sonuçları aynen içinde bulunduğumuz durumun karşılığıdır. Götü sağlama alıp pisliği normalleştiren tüm insanlar, bugün onlar gerçek şekilde iblisin çocuklarıdır. Bugün herhangi bir sıradan sanatçıyla sohbet ettiğinizde, söylemese sanatçı olduğunu bile anlayamazsınız, veya yazar veya bilimci ya da kilimci. Celal Şengör diye bir adam var, akademik bilgisine güvenirim (çoğu zaman, doğruya doğru), geçenlerde şöyle bir yorum yapmıştı, birebir olmasa da şöyle bir şeydi açıklaması; ‘bir kız öğrenci geldi yanıma, annesi hastalanmış ve yapamamış ödevini, hemen cezayı kestim, empati yaparsanız nanayı yersiniz, herkes işini yapacak aga.’ Ne bu şimdi? Götü sağlama alan bir adamın topluma toksik yayması. Bir villaya kapatmış kendini, ezberlemiş yıllarca gerekli gereksiz bilgileri ve kendine bilimci diyor, aslında hiç kırılmamış, olgunlaşmamış bir çocuk, toplumdan tek farkı sürekli bilgi ezberlemiş olması, hepsi bu. Beynindeki bilgileri bir haftalığına tamamen silseler geriye hiçbir şey kalmaz ondan, sıradan bir esnafla aynı görünür. Yani cahil cahil diye ververeye verirken ortalığı, aslında bizzat o cahillerden biri, farkında değil. Ve işin ironik tarafı kendinin ortalama bir akademisyen olduğunun farkında olmaması. Demek istediğim, toplumda televizyon karşısında insanlığı kurtaran tuhaf zihinli insan ne ise, akademilerde, sanat dünyasında vs vs bir başka formla devam eden aynı yapı da o (Şengör buna güzel örnek). Ve hala bugün, haber kanalları, tartışma programları izleniyor, delice hem de. Ne diyeyim ki, burada toplum diye bir şey yok işte, doğudan batıya akraba yığınlarının oluşturduğu mantıksız bir kalabalık var.
Ahmet Ünal/12:14/15 Nisan Çarşamba 2026/Anadoluhisarı/Güzellikleri özleyen biri.
• • •