Toplumun Yıpratıcı Vâroluşu

**

Her şeyimle tükenmiş biyolojim eskileri süpürüyordu sanırım, ironi yapıyordum onlarla, tamam diyordum gelin, siz gelmezseniz başka çöp artıkları gelecek zaten, fark etmiyor artık, bu sefer ne var menüde?

“Seni terk edemeyeceğime inanıyorsun.”

Eski enkazlardan birinden böyle bir yankı gelmişti, normaldi,

“Estağfurullah, iyi ki terk etmişsin, sağlıcakla kal.”

Gitmişti yankı sonra. Kaderin cilvesi odur ki otobüse binmiş Üsküdar’a geçiyorken, aklından birilerini küçümseyerek yürüyormuş gibi görünen annesini görmüştüm, mahalle aralarındaki gizemli saygınlığı, ateş yakarken yüzü is olmuş birinin farklı görünmesi gibi onlardan biri olmayı içerden engelliyormuş izlenimi uyandırıyordu, akademik tezleri hâlâ biyolojik yürüyüşünün koruyucusuydu sanki, şöyle biri yüzünün önüne iki elini çarpsa ayılıp ve hayattan çekilip elindeki mamalarla sokak sokak sevap işlemeye başlayacak duygusunu oluşturuyordu. Ara ara denk gelmiştik daha önce, sessizce geçmiştim hep, fark etmediğimi sanarak baktığı yüzünde kızına hakkımda verdiği tavsiyelerin akademik slaytları açılıyordu sanki. Otobüs ilerlerken gülümsedim biraz, bilemiyorum, komik miydi durum, tuhaf mı yoksa bir şeylerin bir şey çekimleri miydi, anlayamamıştım, sorun değildi, nasıl olsa bunlar olmasa başka şeyler olacaktı. Mesaj geldi ardından,

“Canımın içi, işyerinde kocaman pasta dağıttılar, ben diyetteyim biliyorsun, sana getiriyorum, manyak gibi yersin sen bunu haha.”

“Ağzım sulandı, çabuk.”

**

Bir kavisti burası, yola sıfır ince bir kaldırım, araçlar gelirken üç yere aynı anda bakıp yürümeniz gerekiyordu, karşıdan biri gelirse eğer, dört yere bakmanız gerekecekti artık, on altı yere birden bakarak geçiyordum o an, karşıdan güzel bir kadın geliyordu, kornalar ve diğer terörler devam ederken yaklaştık, rüzgarla ayağıma bir şey dolanmıştı birden, refleksle sol ayağımı atın toprağı eşelemesi gibi savurmaya başladım, yaş kedi maması ambalajıydı bu, kadın yaklaştıkça ve yüksek kaosun ortasında devam ettikçe bu durum, birden kendini tutamayıp kahkaha atmaya başlamıştı kız, tuhaf bir andı, uzun süre aklımda kalmıştı, kendime gülmüştüm ardından.

**

Yoruldum.

–

Ahmet Ünal 15:17 Ekim 10 2026 | Hayat güzel ama bedeli ağır.